Arşiv Anasayfa "B" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
BİR YAYLIMLIK ZAMAN By: Kenan Kalaycıoğlu Date: January 29, 2009, 12:10:03 PM
 Bir dakika her yerde her kişi için ve her koşulda bir dakikadır. İki olmaz, beş olmaz…
    Zaman zamandır, insan da insan…
    İnsan olarak değerlendirilmiş olan insan, zamanı da zaman gibi değerlendirmeli. Öyle bileli zamanı. Öyle bilmeli ve öyle kullanmalı zamanı. Zamanı, zaman gibi kullanmalı insan. Yoksa?
    Yoksa; sevgilisine kavuşabilmek için başını taştan taşa vura vura giden su, aynı işin aksini yaptırıyor insana. Taşlara çarpıyor başını, kayalara çarpıyor başını insan. Ereğine ermek için, amacına ulaşmak için. O kara kara, o apak bulutların yücesine yükselmiş sandığı başını önüne eğe eğe…
    Zaman, zaman gibi kullanılmalı.
    Bir öykücük:
    Komşusunun tavuğu kaz görünürmüş komşuya. Bir gün… Üç gün… Beş gün… Adam, dayanmış komşusunun kapısına. Komşu kapısının iç yanında, komşu adamın gözüne bir ilahe olarak görünen komşu kızı. Tutmuş kızın elinden ve babasına,
   -Bu kızı biraz bana verin…
   -Ne olacak? Ne yapacaksın?
   -Amaaan be komşu! Elbette benim de bir bildiğim var canım!
    Vermişler kafa kafaya anası-babası kızın. Düşünmüşler… düşünmüşler… Komşu adam sıkıştırıyor ama. Kendisine yöneltilen tüm sorulara da,
   -Elbet benim de bir bildiğim var canım!...
    Olan olmuş…
    Adam almış gitmiş kızı…
    Zaman Fi zamanı. Cumhuriyet’e ereliden beri çok şükür yaygınca yaşanmıyor böyle şeyler. Olanlar da ya töre şakası ile karşılanıyor ya da 78 yaşındakilerin 8 yaşındakilere  başkaldırısı olarak gülücüklendiriliyor. Batı Cephesi’nde yeni bir şey yok…
    Anası dayanamamış komşu adamın gözünde ilahe olan kızın. Düşmüş  peşlerine. Öyle masallardaki gibi “Az gitmiş uz gitmiş…” türünden değil, “ Kız elden gidecek!” endişesi ile saçını kanat yapmış da uçmuş.
    Yatak serili, ilahe kızcağız uzun uzun uzatılmış üzerine yatağın. Adam hazırlanmakta… Ana kadın,
   -Adam adam! Nedir bu hal? Ne yapacaksın?
   -Yapma be ana hanım! Dur biraz, bekle biraz! Elbet bizim de bir bildiğimiz var canım! Sen de açsın, ben de açım, kızın da aç. Hele şu mutfağa bir geç.
    İlahe kızın ilahe anası, mutfakta kavuradursun un helvasını, kızı düşmüş birden bire yüreğine.
    İkisi de aynı anda dalmış oldular aynı kapının kollarına. Adam içerden ana kadın dışarıdan. Ana kadın,
   -Ne…
   -Ne olacak be ana kadın? Hele sabret biraz. Sabret, bekle. Bizim de bir bildiğimiz var elbette.
   -Ulan, kız yataktan kalkamıyor, sen hala…
    Eskiler de “kıssadan hisse” derler bu tür öykücüklere, edebiyat öğretmenleri ile öğrencileri de. Ana kadın ne der, bilemeyiz.
    Öykücük işte…
    Filozof diyor ki; aynı kişi, akmakta olan ırmakta yıkandığı suda bir daha yıkanamaz. Aynı suda yani.
    Yaaa!
    O öykücük oldu mu şimdi gerçekçik!...
    Öyledir öyle.
    Kimi “ şey”lerin gidişi mutlu eder sizi. Kimi “şey”lerin gidişine de birazcık üzülürsünüz, geçer sonra. Kimi “şey”ler vardır ama, siz gidersiniz onlar gidince. Onları yitirince, siz de siz de yitmiş olursunuz.  Kimsecikler bulamaz sizi inanınız.
   Feleğinizi şaşırırsınız…