Arşiv Anasayfa "M" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
MUTLULUK LİGİ By: Kenan Kalaycıoğlu Date: January 29, 2009, 12:11:42 PM
“Maç” sözcüğünün bitişik komşusu gibidir bizim kültürümüzde “Lig” sözcüğü. Özellikle de futbol maçlarının Ortaanadolu’daki komşusu gibi. Bilenler bilirler Ortaanadolu’da ev yapmakta olan köylünün üç duvar ördüğünü.  Üç duvar… Dördüncüsü değil ama, birincisi zaten yapılmıştır. Hazırdır. Komşusunun evinin duvarı.
    Giriş içindi bunca söz. Geçelim.
    25 Ocak 2009 tarihli Milliyet’te bir haber. Arka sayfada, başlığın yanında:
   “Mutluluk liginin şampiyonu Danimarka…”
    Futbol maçı yapmak için takımların kümelendiğini bilmeyenimiz yoktur ama, bu mutluluk ligi de yeni çıktı demek. Ya da, yeni mi çıktı, vardı da biz mi bilemedik? Araştırmak gerek.
    Haberin alt başlığı şöyle:
   “22 Avrupa ülkesinde yapılan bir araştırmaya göre; kendini en iyi durumda görenler, Danimarkalılar. Listenin sonunda Ukrayna var.”
    Nereden çıktı bu iş?
    Bu iş, iş açar insanın başına iş…
    Biz de duymuşuzdur uzun yıllar içerisinde kimi kez. Küçük kasaba politikacılarından. Küçük kasabaların küçük politikacılarından. Romanlara, öykülere bile girmiştir küçük kasaba politikacılarının muhaliflerine o ünlü sözleri:
   -Açsınlar bakalım kapıları, açsınlar bakalım kim kalır bu ülkede! Kimi yönetecekler!
    Yeni Ekonomi Vakfı adlı düşünce kuruluşu, Avrupa Sosyal Araştırmaları başlıklı bir yoklama yapmış. 40 bin kişiyle görüşülmüş 22 Avrupa ülkesinde.
    Ülkesinde yaşıyor olmaktan en mutlu olanlar, Danimarkalılarmış araştırmaya göre. Demek Danimarkalı politikacılar kapılarını açıp, yasalarını yapıp,
   -Yönetimimizi beğenmeyenler, beğendikleri ülkeye çekip gidebilirler!... deseler, kimsenin çıkacağı yok ülkeden. Danimarka’dan…
    Hani şu geri kalmış ülkelerin iki kilogram ağırlığında cep telefonu alabilmesi için, iki treyler dolusu kuru soğan verilmesi gereken Danimarka…
   Yurdundaki  soysal “yaşam”dan en az mutlu olanlar mı diyelim, mutlu olmayanlar mı diyelim Ukraynalılar.
    Şimdi,
    Danimarkalılar mutlanıyordur bu işe.
    Ukraynalılar kararıyor kararıyordur bu gidişe.
    Yeni Ekonomi Vakfı’nın Avrupa Soysal Araştırmaları’nda şunlarmış önemli ölçüleri, ölçülerinin kimileri:
    Ülkenin gelir düzeyindeki parasal artış…
    Ulusal varlığın nasıl bölüşüldüğü…
    Ulusal gelirin bölüşümünün sosyal sonuçları…
    Yeni Ekonomi Vakfı  kurucusu, “gayri safi milli hasıla” takıntımız, insanların yaşam kalitesini olumsuz etkiledi anlamında sözler söylüyor, görüşleri belirtiyor.
    Durum önemli…
    Durum, anlayabilenler için çok önemli…
   “Daha işlevsel bir pusulaya gereksinim var.”diyor Vakıf  başkanı.
    Pusulayı biz söyleyelim sayın başkan:
   -İnsan, insan olduğun bilecek öncelikle. İnsan olduğunu bilemeden insan, insanca yaşaması için gerekli olanları, olmazsa olmazları bilemez. Bilemiyor.  Sorun da buradan başlıyor…
    Danimarka, Norveç, İsviçre, İsveç ilk dört sırada. İrlanda bile beşinci sıraya oturmuş. Kıbrıs Rum Kesimi onuncu sırada, yaşadığı ülkede mutlu olanlar listesinde.
    Yurttaşların kendisini iyi hissetme duygusu, içinde yaşadığı toplumuna aidiyet duygusu, kendisini güvende hissetme duygusu, komşularına güvenme duygusu, yaşadığı yaşamdan memnun olma duygusu… Yurttaşların ülkeleri ile gönül ilişkisini belirleyen yaşamsal ölçütler.
    Kimi zaman boş işlerle, bomboş işlerle uğraşan insanoğlu,  böylesine önemli işlerle de  uğraşıyor demek ki kimi zaman. Ne iyi!
    Öyle ya canım! İnsanlığın tek sorunu Fransız bakanın babası belli olmayan çocuğu değil ki! Sicilya Adası’na G8’ler için hangi dansözün gideceği sorunu da değil insanoğlunun tek sorunu.
    Özeleştiri de yapmak gerek. İğneyi ya da çuvaldızı kendine ya da başkalarına batırmak gibi. Kilo olarak, basen olarak ölçüleri hep başkalarına sormak değil, kendi ölçülerini de gözden geçirmek… Kendi ölçülerini…
    Sen, ey araştırmacı! Dünyanın sıcak bölgelerindeki ülkelerin insanlarına neden sormadı o soruları? Ha! Neden sormadın?
    Biz soruyoruz öyleyse. Sözü edilmiş soruları canım!
    Yooo! Yanıtını hemen değil. Demokrasiye ulaştıkları zaman. Beklemek de ölüm ama, ölümü beklemek…