SÖZÜN ÜSTÜNE SÖZ By: Kenan Kalaycıoğlu Date: February 05, 2009, 11:33:34 AM
Kimi dil üstüne söyler, kimi dal üstüne. Göz üstüne söyleyenler de vardır elbette, kaş üstüne de. Bizim sözümüz, söz üstüne.
29 Mart 2009 yerel seçim günü. Yerel seçimler yapılacak o gün. Demokrasimizin güçlenmesi için. Kendimizin güçlenmemiz için.
Her işin bir önü, bir sonu vardır…
Seçimlerin de öyle. Yerel seçimlerin de bir öncesi var. Söz… Alanlarda söz, açıklıklarda söz, mahalle kahvehanelerinde söz. Söz… söz… Beni seçiniz! Beni seçiniz! diyenlerin hepsinin ağzında söz, dilinde söz. İşte bu yüzdendir belki,
“Söz, insanın mihengidir.” demiş atalarımız. Elbette öyle. Söyleyeninin ağırlığıncadır sözün geçerliliği etkisi.
Ulusumuz çok çekmiştir, çok çok çekmiştir seçim alanlarında söylenen o sözlerden. Hem o sözlerden hem de o sözleri söyleyenlerden. Kim bilir Washington da bu yüzden mi söylemiştir sözünü.
“Yapamayacağın işler için, kimseye söz verme!”
Seçim alanlarında mikrofon yakalayanların, kürsü yakalayanların hepsinin söz mü sanırsınız siz sözünü? Kuşkulu. Moliere de bu anlamda söylüyor işte.
“Küçük adamların ağızlarından çıkan bütün sözler saçmadır. Eğer bunları söyleyen büyük adam olsaydı, nefis sözler olurdu.”
Seçim alanlarında seçmenlerden oy almak amacı ile söz söyleyenler! Seçmenin oyunu almak için seçmenlere söz verenler! Bakınız ne diyor Ferideddin Attar sizin için.
“Söylemediğin sözü söyleyebilirsin fakat, söylediğin sözü gizleyemezsin…” Öyledir öyle. Uzun upuzun bir mızrak olur işte o zaman, düşünmeden verdiğin söz. Sığdır sığdırabilirsen o mızrağı, kısacık çuvala…
Öyle de, böyle de düşününüz ama atalarınızın yolundan şaşmayınız siz, siz seçilecek olanlar. Siz, seçilmek isteyenler. Siz, topluma söz verenler. Bakınız ne diyor atalarınız.
“Söz var iş bitirir, söz var baş yitirir…”
İşinizi de başınızı da güvence altına alınız. Ne sözünüz taşlansın, ne de başınız…
Napoleon büyük adam. Her büyük adam gibi büyük sözler söylemiş, küçük adamlara yol göstersin diye.
“Sözünü tutmanın en iyin yolu, kimseye söz vermemektir.” Yerine getirilmeyen o sözler ne işler açarlar söyleyeninin başına, ne işler… Atalarımızın düşüncesi de bu yollu söz üstüne. Onlar da özenli olmaktan yana, ölçülü olmaktan yana.
“Sözünü bil pişir, ağzını der devşir.”
İşte bu nedenledir ki kimileri, ağzını tutamadığını sansa da, aslında kafasıdır tutamadığı. Ağzı yüzünden taşlara, kayalara çaldığı kafası.
Sözlerinizin gücü, güçlü sırdaşlarınızdan eder sizi. Dostlarınızdan, arkadaşlarınızdan eder. Sonra da Schiller gibi yakınırsınız.
“Ağızdan kaçan sözler, adeta gücendirilmiş birer sırdaştır.”
Kısacası, ağzını tutacaksın… Egemeni olacaksın ağzının! Sadi Şirazi’nin dediğince:
“Söylenmediği sürece söze sen egemensin, söylenince de söz sana egemen olur.” Gücün yetmez artık söylenmiş söze. Eğilirsin önünde.
Bugün bir felsefesi varsa eğer insanoğlunun, babalarından biridir işte o felsefenin Aristo. Sözün güzelinden söz ediyor:
“Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, işitenin de yararlandığı sözdür…”
Ne mutlu, ne mutlu Aristo’nun dediği gibi söz söyleyene!
Söz ile su arasında bir ilişki kurduğunuz olmuş mudur? Aynı yola çıkarabilir misiniz bu ikiliyi? Sadi Şirazi, aynı yola koymuş bu ikiliyi.
“Yumuşak söz, kızgın adamın ateşine karşı su gibidir.”
Swft’in de elbette sözü var söz üstüne:
“Sözler, tutulmamak için yaradılmışlardır.”
“Gözü kayık olan zengin ise şehladır, yoksul ise, çaprazdır.” sözünü bilirsiniz. Söz üstüne söz de o yollu.
“Sözün dinlenirse köy ayanı, dinlenmezse boşboğaz olursun…”-Türk atasözü.
Beydeba masaldır, sözdür Hintli Beydeba. Onun sözü ile bitirelim sözü.
“Eskiler, gelecek olanlara bir söz bırakmadılar söylenmedik…”
Söylenecek her şey söylendi mi diyorsunuz siz de söz üstüne…