Arşiv Anasayfa "P" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
PAYLAŞMAK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: February 05, 2009, 11:35:45 AM
    Bir sayabilsek, bu kaçıncıdır söz eder dururuz lise ikinci sınıfımızdan beri köşe yazılarımızda, insanı insan yapan karakter özelliklerinden. Sevinmek, üzülmek, kıskanmak, dalga geçmek, yardımlaşmak, utandırmak…
    Belki imamesine bir karşılık yoktur ama, her birinin bir karşılığı vardır tesbih tanelerinin insanın karakter özelliklerinden.
    Bu karakter özelliklerinin iyilerini yüze çıkararak yaşayanlar iyi insan, aksi de kötü. Kötü insan…
    Şimdi gündemimizde paylaşmak…
   “Parsel parsel eylemişler dünyayı,
    Bir mezarlık yer düşmemiş payıma…”
    Yok canım! Bu söz üzre değil bizim sözümüz. Dünyayı paylaşmak, malı bölüşmek, parayı üleşmek… değil bizim işimiz.
    Yarin yanağından başka. Yaşamı paylaşmak.
    İnsanlığı da, insan için olanları da birlikte yaşamak. Kaçırmadan, aşırmadan, devşirmeden.
    Yeşili paylaşmak. Havayı, suyu, güneşi paylaşmak. Yolu, ormanı birlikte kullanabilmeyi bilmek. Dolmuşun arka koltuğunu, insan gibi oturabilecek biçimde paylaşmak. İnsanlık için, toplumumuz için, gerekli olan ödevi paylaşmak, görevi paylaşmak.
    Trafiktesiniz… Önünüzde beş araç, siz altıncısınız. Bir yoldur, gidiyorsunuz işte sorunsuz. O da ne? Arkanızda bir araç ışıkları yanıyor sönüyor, yanıyor sönüyor, kornalar, daaatlar-diiitler… Yolu paylaşmak istemiyor belli ki bizimle. Kaçacaksınız, vereceksiniz yolun tamamını kendisine ama… Nereye kaçarsınız.
    Derken… Küüüüt!...
    Az önce sizinle yolu paylaşmak istemeyen sürücünün acısını paylaşıyorsunuz size vermek istemediği yol ile. Yazık!... Ortak kullanılabilirdi elbette yol. Paylaşılabilirdi yol da, yaşam da…
    Duygular kirlenmeden, düşünceler kararmadan sanki daha başarılı olabiliyor insan paylaşmak konusunda. Çocukluğunuzu düşününüz, çocukluğunuzu. Kirlenmemiş duygularınızı. Arkadaşınıza ne denli ise, size de öyle. Size de onca. Ama acı, ama tatlı…
    Yaşlandıkça köreliyor, eskidikçe azalıyor paylaşma duygumuz. Paylaşma duygumuz azaldıkça, azalıyor insanlığımız. Yazık!...
    Uzunsokak’ı paylaşmayı bilemedikleri için, insanları omuzlayarak arşınlayanlar! Eli, yanındaki çöp kovasına değdiği halde, çöpünü kaldırıma atanlar! Uzunsokak artık sizin. Verdik size artık Uzunsokak’ı. Trabzon da sizin. Siz, Robinson’usunuz artık 2008 yılından sonra Trabzon’un. Yaşayınız bakalım tek başınıza.
    Kaç saat?...
    Kaç gün?...
    Siz, futbol maçlarında sahanın takımlarca paylaşılmasının gereğini düşündünüz mü hiç? Yoksa karşı mısınız bu paylaşıma? Eğer yakınıyorsanız o yeşil alanın iki takımca paylaşılmasından, ortaya çıkan o güzellikten, verdik sizin takımınıza sahanın tamamını. Yaşamlar boyu sizin olsun tüm yeşil sahalar. Kendinizle yarışınız artık, kendi kendinizle…
    Eveeet!... Paylaşmak güzel şey. Paylaşmak ne güzel şey. dediğinizi duyuyoruz.
    Romancı neden yazar? Öykücü? Ya niçin beste yapar müzisyen? Kimin içindir ozanın şiirleri? Bu sanatların anayasasında ilk maddenin paylaşmak olduğunu düşünmediniz mi yoksa siz?
    Düşününüz… düşününüz.
    Olaylar, durumlar, sevinçler, sorunlar… karşısında insanoğlunun duyguları düşünceleri paylaşılmak için çırpınıp duruyor.
    Soysal insan için, sanatçı ruhu taşıyan insan için konuşmak daha kolaydır susmaktan. Susmak zordur bu insanlar için.
    Paylaşmak, ekipleşmeyi gerektiriyor. Birlikte olmayı, beraber olmayı gerektiriyor. “Ben” yerine, “Biz” olmayı gerektiriyor. Korkmayınız! Yaşam daha güzel olacak, daha anlamlı olacak paylaşıldıkça.
    Sevgi, eksilmiyor da artıyor çünkü paylaşıldıkça. Artıyor…
    Paylaşmaktan korkanlar! Dünyayı verdik size elbirliğimizle. Tepe tepe kullanınız bir başınıza. Kendi başınıza. Hem kadın… hem erkek… hem aşçı… hem işçi…