KADINLARIMIZ By: Kenan Kalaycıoğlu Date: February 27, 2009, 10:04:09 AM
KADINLARIMIZ
Dünya Kadınlar Günü…
08 Mart Dünya Kadınlar Günü. Kadınlar üstüne söyleşelim istedik onların gününde. Kadınlarımız analarımız, bacılarımız, sevenlerimiz, sevgililerimiz.
Sizin sorununuz, bizim sorunumuz değil kadın sorunu. Kadın sorunu, evrensel bir sorun. İnsanoğlunun yaşamının başlayışı ile başlamıştır kadın sorunu. Uygarlığın oluşması – gelişmesi ile de kimi sorunları yok olmuş kadınların, kimi sorunları yeni boyutlar kazanmış, kimileri de ortaya yeni çıkmıştır.
İnsan dediğimiz varlığın bütünleyicisidir kadın. Kadın ve erkek, eşittir insan. Biri, diğerinin olmazsa olmazıdır.
Geri kalmış toplumlarda ve gelişmekte olan toplumların kimi kesimlerinde ya bizdendir kadın, ya başkasıdır. Bizden başkasıdır… Bizden olan en yücedir en kutsaldır ama, kimi zaman da boğazı kesilir kolundaki bir bilezik için. Bizden olmayan ise hem kutsal değildir bizce, hem de saldırılmaya her an hazırdır bizim gözümüzde.
Geri kalmış toplumlarda kadın, erkeğin kaburga kemiğinden yaradılmşıtır. Saçı uzundur ama, aklı kısadır. Gerçekçi de değildir, vefalı da değildir. İyilik bilmezdir. Erkekle kesinlikle eşit olamaz. Erkeğin onuruna yardımcı değil, köstekleyicidir. İnsanlık erdemleri açısından da çok çok zayıftır… Geri kalmış toplumların gözünde.
Sorunun ilginç yanı, biribirinin olmazsa olmazı olan erkek, pek ilgisiz kalmıştır kadının bu yaşamsal sorununa. Erkek, toplumunun en yücesi ve en egemeni olarak görülmek isteğindendir belki de, kadının da düzenin de koruyucusu durumunda sunmuştur kendisinin. Kadını, yatağın dışında yok sayarak.
Hindu Din Anlayışı’na göre, Budha’ya göre kadın, duyguların hem amacı sayılmış hem de nedeni sayılmıştır.
Avrupa Hristiyan Anlayışı’na göre kadın; şeytanın aracı, günahın biçimlenmiş durumu ve tatlı bir zehir olarak görülmüştür.
İslamiyet öncesi Araplar’da kadın, öylesine bir eşya gibidir ki, eşyaya uyguladıklarını, kadınlara da uygulamıştır Araplar.
İslamiyet’in başlangıcında İslam’ın kuralı gibi algılanan kimi Arap gelenekleri, kadına da uygulanmıştır acımasızca.
Eski Türkler’de kadın – erkek, biribirinin tamamlayıcısıdır. Erkek gücün, kadın ise güzelliğin simgesidir. Arap anlayışının tam karşıtı olarak, tek eşle evliliğe dayanmaktadır Eski Türkler’de aile.
Müslümanlık, kadın haklarının kazanılmasında ve korunmasında büyük bir devrimdir ama, Arap geleneklerinin, dinin kuralları gibi algılanması, kadın haklarına bakışı da çarpıtmıştır.
Tanzimat’tan önce de, Tanzimat sürecinin belli bir kesiminde de “erkek üstünlüğü” egemendir. Kadın köleliği uygulaması, uzun bir süreç sürüp gitmiştir.
Tanzimat öncesi dönemde 14 – 18 yaş arası güzel bir kadın 60 bin kuruşa satılırken, kırsal kesimde (Kozan – Tecirli Aşireti’nde) evlenme girişimi, kadınlara bırakılmıştı. Kadın, kocasını kendisi seçerdi.
1948’de gelişmiş ülkelerin de baskısıyla, kadın köleliği resmen kaldırıldı.
Kadınımıza kadınlık onurunu da insanlık onurunu da tattıran, Atatürk’tür. O’na göre, “Kadının hakları tanınmadıkça, Türk Ulusu’nun toplumsal hakları da gerçekleştirilemez.”
Atatürk döneminde Türk kadını belirsizdi, bağnazdı, iradesizdi, özgüvensizdi, uyaranlardan irkilecek gibi değildi…
Uyandırmazsan, uyanacak gibi değildi…
Kurtuluş Savaşı’mızdaki yerini ve emeğini özellikle vurguladı Atatürk, Türk kadınının. Kadınlarımızın, savaşa giderken erkeklerin boş bıraktıkları alanları doldurmaları özellikle vurgulandı Atatürk tarafından.
Eğitim ve kültür alanındaki yenilikleri de çağdaşlaşmasına yardımcı oldu kadınlarımızın.
Kadınlarımız! Atatürk’e ne çok şey borçlusunuz. Siz belirleyiniz derecesini.
Kadınlığınıza başvurmadan, insanlık bilincinizle koruyunuz Atatürk sayesinde edindiğiniz haklarınızı.
Kutlu olsun gününüz…