Arşiv Anasayfa "K" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
KÜLTÜR GÖZLÜĞÜ By: Kenan Kalaycıoğlu Date: March 06, 2009, 01:19:12 PM
                  Kimi gözlüklüler, dert edinmişlerdir gözlerindeki gözlüğü kendilerine. Ah bir kurtulabilseler gözlerindeki o gözlükten…Kimileri de,özellikle geri kalmış toplumlardaki kimileri, can atarlar hiç mi hiç gereği yokken gözlük takmaya. Gözlük takmak, ayrıcalıktır çünkü onlar için…                                                                                                     
                  İnsanların işleri işte…
                  Pardon…İnsan gibi görünenlerin  işleri…
                  Durum ne olursa olsun. İster gözlüklü ister
gözlüksüz,kendi gözü ile bakar her insan olana bitene.
                  Bir de kültür gözlüğü var ama. Kültür gözlüğü. Siz, duymamış olmakta haklısınız elbette.İlk kez duyuyorsunuz çünkü. İlk kez sözünü ediyoruz biz de. Kültür gözlüğü…
         Her insan kendi kültür gözlüğü ile bakar olana bitene. Bakaaar… Bakaaar… Bakar da ne olur mu demek istiyorsunuz yoksa? Yorumunu da o doğrultuda getirir işte. Hangi kültür gözlüğü ile bakıyorsa, kaç derecelik kültür gözlüğü ile bakıyorsa, yorumu da, yargılaması da ona göre olacaktır elbette.
         Nasrettin Hoca’ya dert yanmış köylüleri:
                -Hocam! Bir bilge kişi gelmiş köyümüze. Rezil etmeyelim köyümüzü. Hele bir gel de sen konuşuver onunla.
                 -Hay haaay!...
         Bilge kişi bir çember çizivermiş elindeki bastonun ucu ile, üzerinde durdukları toprağa. Hoca da ikiye bölmüş hemen çemberi elindeki asa ile.
                  Köylü yorumlarını sormuş bu iki bilgenin.
                  Bilge: Ben bir yuvarlak çizerek, dünyanın yuvarlak olduğunu anlattım. Hoca da ortasından çizgi geçirerek, ekvator olduğunu belirtti…
                  Nasrettin Hoca: Bir tepsi baklava koydu ortaya Bilge kişi. Ben de ikiye bölerek yarısının onun, yarısının da benim olduğunu belirttim…
                  Gördünüz ya!... Farklı kültür gözlükleri ile bakınca dünyanın kaç bucak olduğunu…
                  Karganın, tilkinin kandırmacalarına kanarak ağzındakini düşürdüğünü söylüyor La Fontaine… Sonra tilki de, La Fonteine de, onca zamandan beri bu olayı duyanlar da hep “Aptal Karga” olarak baktılar durdular o, dünyanın en akıllı hayvanına…
         Şimdi sıkı durun…
                 Özür dileyin bakalım sizin o, Aptal Karga diye gördüğünüz kargadan.
                 Aptal sandığınız o karga, çooook çok akıllıdır çünkü çooook çok insan görünümlüden…
                 Diyor ki;
                 Siz bilemeyebilirsiniz ama, bir midye idi benim ağzımdaki. Ağzımdaki o midyeyi ben, tilkinin tilkiliklerine kanarak düşürmüş değilim. Yani sizin gibi hiç değilim.
                -Aaaa! Kuşa bak kuşa! diyenlerin sözlerine kanıp da, sömürttürmem kendimi onlara. O, insan görünüşlü tilkilere. Ben, midyenin kabuklarını ayırıp da açamadığım için yüksekten bıraktım midyeyi. Açılsın diye…
                    Yaaa!...
                 Kültür gözlüğü demiştik ya! Hani sizin hiç mi hiç duymadığınız…
                 Üç ninenin ellerini öpmeye çalışıyor toprak profesörü bir bayramda. Okuması yazması olmayan üç nine ve bir toprak profesörü… Söyleşiyorlar da bir yandan. Görmemişler çünkü çoktandır birbirlerini.
               -Delik boncuk yerde kalmaz! Delik boncuk yerde kalmaz! diye ikiliyor toprağın profesörü…
        Yüzlerini yere, toprağa çeviriyor ninelerin üçü birden. Utandıklarından. Toprak profesörünün, anlamını bilemediği atasözünü kullanmasından.
                 Yaaa!
                 Kültür gözlüğü demiştik ya!
                 Bakanlar, bakabildiklerini görebilirler de, dilin kemiği yok ama. Konuşur… konuşur… konuşur dururlar.