VİCDAN ÜSTÜNE By: Kenan Kalaycıoğlu Date: April 09, 2009, 02:31:01 PM
Ayar süresi dolan terazilerini, yılın belli bir döneminde yeniden ayarlattırır bakkallar. Yalnızca bakkallar değil elbette, ölçü aracı kullananların tümü.
Ya siz? Siz de ayar yaptırdınız mı terazinize? Bakkallık yaptığınızdan söz etmiyoruz canım! Siz, kendi terazinizin ayarını yaptırdınız mı?
Vicdanınızın!... Vicdanınızın!...
Vicdanı terazisidir insanın, termometresidir, metre’sidir. İnsanın vicdanı tüm doğruları-yanlışları, iyileri-kötüleri, güzelleri-çirkinleri… ölçüp de ayıran ölçü aracıdır. Tüm ölçü araçları gibi, vicdanın da ölçüyü iyi yapmasını, doğru yapmasını istersiniz değil mi siz…
Yanlış tartan teraziyi kim saklar! Kör atı kimsenin saklamayacağı gibi…
Dünyanın sözü söylenebilir vicdan üstüne. Dünyanın kitabı yazılabilir. Gene de bitirilemez vicdan üstüne söylenenler, söylenecekler. Sizinki geniş olmasa da vicdan kavramının anlamı çok geniş. Çoook geniş.
Vicdanı yok muydu dersiniz Türk insanının ki, anadilinde bir sözcükle karşılamıyor bu özelliğini, bu kavramı?
İnsanı insan yapan özelliklerinden biri, insanın vicdanı. Herkesin vicdanı kendisine özgüdür ama, vicdanın kendisi evrensel bir olgudur. Yani hem bizdir vicdan, hem herkestir.
Felsefe tarihine damgasını vurmuş olan felsefecilerden İmmanuel Kant şöyle diyor vicdan için.
“İki şey beni sürekli şaşırtıyor; yukarıdaki yıldızlı gökyüzü ve içimizdeki ahlaksal yasa…” Yukarıdaki… İçimizdeki… İçimizdeki ahlak yasalarımızdır bizim vicdanımız. (Ahlak, felsefi yorumu ile algılanmalıdır.)
İçimizdeki ahlak yasaları neyse, biz o insanız.
Dini de, milliyeti de, cinsiyeti de yoktur vicdanın. İnsaniyeti vardır ama. İnsana özgüdür çünkü, başka canlılarda yoktur.
İnsanlardaki hak-hukuk duygusu, taşıdıkları vicdan olgusu ile ilgilidir elbette. Kırıcı-yapıcı ayırım için de öyle. Dürüstlük-namussuzluk için de öyle.
Pek çok özelliği var elbette insan denilen varlığın, onun vicdanının tamamlanmasını sağlayan. Örneğin, eğitim… Fizik yasalarının (F)’sinden haberi olmayan birisini siz sürücü yapsanız trafikte ne çıkar? Bilemiyor ki freni nasıl kullanacağını… Vicdan için de öyle. Bilimsellikten yana beş para etmez ama düşüncesi, yorumu; gene de “Benim dediğim doğru!” da direnir de direnir…
Vicdan, içimizdeki sesimizdir. Sessiz sesimiz… Ama güçlü olabilmesi için bu sessiz sesin, kültürle doldurulmalıdır altı. Kültürle dopdolu olmalı altı. Eksik kafanın, vicdanlılıktan yana eksik olacaktır elbette beyni. Onun algılaması öyledir çünkü. Evrensel değil, kendince.
Vicdan, huzurdur insan için. Mutluluktur. Ruh sağlığıdır insan için, insanın kendi sağlıklı vicdanı.
Vicdan, nasıl sağlıklı olur?
Pek çok etmeni var insanın, kendi vicdan sağlığını etkileyen. Örneğin, ego…
“İyi insan-kötü insan” diye ayrımlaştıran, insanın kendi “ego”su değil mi?
Vicdan olumluluk gibi, ego ise olumsuzluk gibi esiyor yüzümüze karşı kendi kültürümüzde. Uzak durulmalı öyleyse “egoyu yüceltme”den. Uzak durulmalı, insanlaşmalı…
Ego, kendi dar bakış açısından yorumlar, anlamlandırır hep olanı-biteni. Vicdan öyle mi ama. Vicdan evrenseldir. Evrensel bir çevrebilimci gibidir vicdan. Öylesine çepeçevreler insanoğlunu.
Gene aynı soru.
Siz vicdanınızı ayarlattınız mı?
Teraziye, metreye, termometreye… ancak o işin uzmanı yapar ayarı ama, vicdan için öyle değil. Kendi vicdanınıza ayarı en güzel gene siz yapabilirsiniz ancak. Siz, başkalarına karşı doğru ayarlayınız ki vicdanınızı, onların vicdan ayarı da zarar vermesin size.
“Sen beni kaldır, ben de seni; birlikte yükselelim gökyüzüne…”