ESKİDEN ŞİMDİYE By: Kenan Kalaycıoğlu Date: April 13, 2009, 11:39:55 AM
“Eskiye kıymet verilseydi…” diye başlayan atasözümüzü kaç kişi vardır bilmeyen…Biz de, biz de “Yoktur!” diyoruz ama,öyle değil işte.
Eskisini de,aslını da bilmez kimileri, yeni biçimini de.Modern biçimini yani.
Eskiye kıymet verilseydi,bit pazarına nur yağardı
Eskiye değer verildi,bit pazarını yap-satçılar doldurdu…
Eski üstüne yazıyor ülkemizin eski ve ünlü yazarı Çetin ALTAN.
“Elektrik henüz gelmediğinden,evlerde geceleri tuvalete kalkacaklar için idare lambalarının fitilleri kısılarak yanık bırakılırdı…”
“Göztepe tren istasyonunda tenteli atlı arabaların sıram sıram müşteri beklediği günler…”
“Takunya ile girilen alaturka helalardan taharet ibrikleriyle, kıyıdaki duvara yan yana asılmış “kişiye özel” taharet mendillerinin bulunduğu dönemler…”
Gittiniz mi siz de eskilere…
Dalalım mı biraz daha…
“Yemeklerin maltız yahut gaz ocaklarında pişirildiği ve tel dolaplarda saklandığı dönemler…”
Bunlar geçmişten.Hani o, bit pazarına nur yağdıranlardan.Herkes için değil elbette canım! Kimileri için.
Dalalım biraz daha.
Çetin ALTAN’ın kaleminden:
“Ne kimsenin adam başına düşen ulusal gelir biriminden haberi vardı,ne Türkiye’de kaç köy bulunduğundan,ne de dış ticaret dengesinden… Hiç değişmeyecekmiş gibi duran donmuş bir yaşam tablosunun içindeydik…”
Hay kaleminize sağlık Çetin ALTAN.Önce dilinize ve beyninize sağlık.
Demek, “… hiç değişmeyecekmiş gibi…” duruyordu. Bu da varsın sizin yanlışınız olsun canım. “… değişmeyecekmiş…” Yaşamın kesinlikle, kesinlikle değişmeyeceğini savunanların sayıca çoook çok üstünlüğü vardı sizin sözünü ettiğiniz o dönemlerde, yaşamın değişeceğini düşünenlere göre. Yazık…
Geçenler geçip gittiler sayın Çetin ALTAN, geçip gittiler. Yaşamımızdan alıp alıp gittiler. Gelene bakalım biz şimdi. 01 Nisan 2009 tarihli gazetenizde, Şeytanın Gör Dediği köşenizde. Şeytan öyle diyor, siz de görüyor ve gösteriyorsunuz gören gözlere.
“30-40 yıla kadar Küçük Asya’nın hiçbir belediyesi ne kadın berbersiz kalacak ne de cafeteriasız, ne de mobilya mağazasız…”
Bunlar, daha 30-40 yıl sonra mı olacak diyorsunuz Allah aşkınıza!... Birisi tutsun! Yutacağım yoksa küçük dilimi!...
“… tenis kortlarının da bulunduğu belediyeler hangileri? Sorusu, sizin sorunuz sayın Çetin ALTAN.
Daha neler…
E ama nasıl geldik biz oooooonca zamanda bir arpa boyu yolu? Neler yaptık, neleri yapacağımızı söyledik de yapmadık? Ha, pardon! Bunlar hesap kitap işi. Biz bu üniteyi daha işlemedik, anlatmadı öğretmenimiz.
Sayfa sıktı bizi saygıdeğer yazar. Sayfa içimizi kararttı. Neyse ki bugün “hazineden geçinmeliler” demediniz nedense. Arka sayfalarına bakalım gazetenin biraz da. İçimiz, kararan içimiz aydınlanır belki biraz. Bir haber, mini minnacık bir haber:
“Hindistan’da, kalp krizi riskini %50 azaltan hap geliştirildi…” Bu ilaç, altı ilacın yerine kullanılacak tek ilaçmış.
O, “Eskiden…” dediğiniz dönemlerde minnacık şeylerle uğraşanlar, bugün de minnacık şeylerle uğraşıyorlar sayın yazar. Birlikte izliyoruz…