DİNLETME SOPASI By: Kenan Kalaycıoğlu Date: April 13, 2009, 12:15:31 PM
Çalışma ortamınızı paylaştığınız odadaşlarınızla anlaşamıyorsunuz. Uyuşamıyorsunuz. Yorgun dönüyorsunuz evinize bu yüzden, mutsuz dönüyorsunuz. İletişim de kurulamıyor aranızda bir türlü. Her kafadan bir ses çıkıyor sorunları konuşmak isterken. Hep bir ağızdan…
Sakın, “bir apartmanı yönetmek de nedir ki canım!” demeyiniz. Küçümsemeyiniz apartman yöneticiliğini. Oturursunuz bir sorununuzu görüşmeye, kimse kimseyi anlamaz. Hep bir ağızdan…
Köy yönetiminde de, il – ilçe yönetiminde de, bütün kurullarda böyledir genellikle. Hep bir ağızdan… Kimse kendini anlatmaz, kimse kimseyi anlamaz.
Daha daha nerelerde. Nerelerde herkes hep bir ağızdan. Sonuç, kimse kimseyi anlamaz.
Bir önerimiz var öyleyse size. Dinleyiniz ama bizi. Konuşmadan.
Toplandığınız yerde kocaman bir sopa. Sorunlarınızı konuşmak için toplandığınız her yerde. Boyunuzca uzun, bileğinizce kalın bir sopa. Kim konuşuyorsa, onun elinde olacak sopa. Sopa, konuşanın elinde olacak ki, kimse kesemesin konuşmacının konuşmasını.
Ne zamana değin ama?
Konuşmacı, dinleyenlerce anlaşıldığına inanıncaya değin elinden bırakmayacak sopayı. Konuşmacının dinleyenlerce anlaşıldığına inanışına değin dinleyenlerin soru sorması da yasaktır, görüş belirtmesi de, söz kesmesi de, engellemeye kalkışması da.
Yoksa?
Sopa… Dinletme Sopası…
Dinleyenler, “Sizi anladık…” siz de “Beni anladılar…” dediğinizde, sıradakine vereceksiniz Dinletme Sopası’nı…
Elinizdeki Dinletme Sopası’nı yanınızdaki, sıradaki konuşmacıya verdiniz. Bitmedi ki işiniz. Bitmedi ki sorumluluğunuz. Konuşmacıyı dinlemek ve onunla iyi iletişim kurmak zorundasınız.
Bu uygulama ile bütün taraflar hem konuşarak hem de dinleyerek, iletişimin tamamından sorumlu olurlar. Bütün taraflar anlaşıldıklarını duyulmayınca, aralarında onları engelleyen negatif enerji dağılır. Çekişmeler gider, karşılıklı saygı gelişir. Yaratıcı olduklarını anlayan taraflar, yeni yeni düşünceler oluştururlar.
İnsanın anlaşılma gereksinimi, akciğerlerinin oksijene gereksinimi gibidir.
Oh ne güzel! Beğendiniz…
Biz de beğendiğinize sevindik…
Öyle olmadı ama. Ne siz beğendiniz, ne de biz sevinebildik. Önerimiz, buluşumuz yerli malı da ondan. Siz Japon malı istersiniz. Alman malı, İngiliz malı istersiniz. Hele hele, Amerikan malı istersiniz hayranlıkla. Amerikan malı olduğuna inanırsanız, kullanırsınız Dinletme Sopası’nı. Yoksa, yok…
Haydi rahatlayınız. Amerikan malıdır çünkü bu sopa. Konuşma Sopası…
Üzerinde Kel Kartal yazan bu sopa, yüzyıllar boyunca ayrılmaz bir parçası olmuş yerli Amerikan yönetimlerinin. Amerikan Federal Cumhuriyeti’nin kurucu babalarından Benjamin Franklin’in bile saygı duyduğu.
Korkmayınız, uygulayınız…
Kişiyi anlamak, onun düşüncelerini benimsemek demek değildir…