Arşiv Anasayfa "A" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
AĞAÇ ÜSTÜNE By: Kenan Kalaycıoğlu Date: April 17, 2009, 11:21:34 AM
 Ne mutlu, ne mutlu… Nisan ayını da yarıladık ya, gerisi kolay. Daha ıslatıyor olsa da saçımızı sırtımızı yağmurları, onlar da bitecek. Nisan da gidecek.
 Nisan yağmurları da bitecek…
Dalga dalga, boy boy güneşler yağacak üstümüze. Isınacağız, ateşleneceğiz, yanacağız… Yanarken, şimdilerde yakındığımız soğukları arayacağız. Serini arayacağız. Serin arayacağız bir ağacın gölgesinde. Bir pınar da olursa o gölge veren ağacın yanında,
Yaşamak ne güzel!...
   Boşuna mı ağaç gölgesi aradık canım! Ağaç üstüne sözümüz.  Sözümüz de, düşüncemiz de ağaç üstüne. Kentin beton kuleleri ile özdeşleşen kent insanı yaşamını silkeleyip atmak kent insanından ilgisiz boy verip giden ağaçları üstüne.
   Yaşadığımız coğrafya mı yoksa ilgisiz davrandırıyor bizi ağaca da, yeşile de? Bol olan nesnenin az olurmuş ya değeri. Karadeniz’de yeşil ağaç… Ama gene de,
   Yaş kesen, baş keser…
   Bir “baş” değerinde görmüş demek ki atalarımız “yaş”ı.
   Yaş ağaca balta vuran el onmaz…
   Kı-rıl-sın!... sözcüğü dökülüyor hepimizin dilinden, hepimiz duyuyoruz.
   Ağaç simgedir dilimizde, kültürümüzde. Kutsaldır hem de, kutsaldır ağaç.
           “Meyve veren ağaca balta vurmazlar.”diyor Sadi-i Şirazi. Elbette sizce de öyle. Alabilmek için, yararlanabilmek için meyvesinden, kesmemeli ağacı. Hissesi mi?
   Bize yararı dokunanları korumalıyız…
   Avrupa’yı Avrupa yapanlardan birisi Jean Jacques Rousseau. Büyük insan. Bakınız ne diyor “ağaç kesmek” konusunda:
          “Ağaç dibinden kesilirse, yapraklarını sulamak ne işe yarar?” Onun da bir hissesi olmalı: Yol mu yapmaktasın sen, elinden alınan yurt toprağına…
   Ağaç simgedir, demiş miydik? Ağaç insanın da simgesidir. Bakınız ne diyor komedinin babası Moliere ağaç için:
          “Geç yetişen ağaçlar en iyi yemiş verenlerdir…”
   Şarabın yıllanmışı… İnsanın demlenmişi…
   Kim ne derse desin. İncil’de de bir kesin yargı var ağaçla ilgili.
          “Her ağaç, kendi meyvesinden bilinir…”
   Karşı mı çıkacaksınız yoksa? Erik mi diyeceksiniz siz, dalından kiraz aldığınız ağaca… Ya baba ile oğul? Ya ana ile kızı?... Öyledir öyle.
   Var mı içinizde kendisini ağaç gören? Göklere uzamak için ağaç isteyen? Size sesleniyor atalarımız, size.
   Ağaç ne denli uzarsa uzasın, göğe değeceği yok.
   Ağacın kendince özelliği vardır. Ağaç gibi… ağaç yaştır, yağmurdur ağaç.
   Ağacı çok olan yerin, yağmuru eksik olmaz. diyor atalarımız. Küresel ısınmanın yoğun biçimde konuşulduğu şu günlerde ne anlamlı söz…
   Horozu çok olan yerin sabahı olmaz ama, ağacı bol olan yerin de kurağı olmaz. Yeşil olur, yeşilce olur.
   Ağacın boyunca mı uzattık sözü. Akça kavak boyunca mı.
   Meyvesiz ağaca kimse taş atmaz. (S. Şirazi)
   Meyveli ağacı taşlarlar. (Türk atasözü)
   Söz işte… Kiminde öyle, kiminde şöyle…
   Siz, kendinize bakınız…
   Her ağaç, kendi meyvesinden bilinir. diyor İncil. Her aile de kendi çocuğundan, gizlemeye hem gerek yok, hem olanak yok.
   F. Nietzsche büyük adam. Ağaçlarca büyük. Bakınız:
          “İnsan da ağaca benzer. Ne denli yükseğe ve ışığa çıkmak isterse, o denli yaman kök salar yere, aşağılara, karanlıklara, derinliğe, kö-tü-lü-ğe…
   Aman ha!...