ANAHTAR UYDURMAK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: April 20, 2009, 12:52:26 PM
ANAHTAR UYDURMAK
-Oğlum oku!...
-Kızım oku!...
-Yalvarıyorum öğretmen hanım, ne yalan söyleyeyim, dövüyorum da arada ama, iki sayfa bile okutamıyorum ona…
Bildik sözler bunlar. Usanç vermiş sözler. Çocuğunun yanında televizyon dizisi izleyen o “sağduyusu güçlü” karı-kocanın çocuğuna durmadan “Oku! Oku!” sözleri bunlar.
Geçelim bunları…
Yaşları altmışlara yaklaşan bizlerin ağabeylerimizin, babalarımızın okuma dönemlerinde tek seçenekli bir nedenleri vardı: Devletin kasasına anahtar uydurmak…
Kızını evlendirebilmek için, devletin kasasına anahtar uydurmuş “us”lu insan arıyordu genellikle kız aileleri. Altıyüz yıllık İmparatorluk boyunca “eğitilmiş insan” olmaktan özellikle uzak tutulmuş olan insanlar da el-pençe divan duruyorlardı devletin kasasına anahtar uydurmuş olanlara. Günümüzde de öyle ya…
Okumanın amacı, devlet memuru olmaktı kısaca.
Devirler değişti. Doktor olmak oldu okumanın amacı. Mühendis olmak. Beş bin kişilik ilçe, “dünyayı yönetebilecek insan” diye bakıyordu bir zamanlar içlerinde okuyup da ziraat mühendisi, orman mühendisi olmuş birisine.
Ya şimdi?
Kaldırım mühendisi ile ziraat mühendisi arasında, biribirine paralel çizilmiş iki kısa tire çizgisi…
Zaman neleri değiştirmiyor ki! Zaman… Bilim… Teknoloji… Bilgisayar mühendisliği çıktı sonraları. Amerikalara gidip, yükse yüksek öğrenimler görmek çıktı.
Oku! Amerika’da master yaparsan…
Altı yıllık tıp eğitiminden sonra, bir hemşirenin aldığınca bile maaş alamamak, kırdı-döktü doktorluğun bacaklarını. Amerika’da master yapmanın parmaklarını da “topçular-popçular” kırdılar…
Topçu olmak…
Popçu olmak…
Sonra, zaman sattı zamanı. Zaman hem zamanı sattı, hem adamı. Atalarımızın dediğince.
Olmadı.
Ne anahtar uydurmak, ne tıp-mühendislik okumak ne de Amerika’da master yapmak… Sonuç, sizce de biliniyor.
En iyisi CEO olmak. Falan liderin oğlu, falan colanın CEO’ su. “Hökümatdan bilem guvvetli…” Garibim, senin o olmayan sağduyundur babasını da, onu da güçlü-guvvatlı yapan. Bir bilebilsen… Hele oku, öğrenirsin ömrün elverirse…
Araya bir parazit girdi. Her şey güllük-gülistanlık giderken. Havada rüzgar da, tipi de yağmur da yokken. Televizyonculuk.
E ama korint düzeninde değil ki herkesin baldırı-bacağı, önü-arkası…
Arada sırada da olsa duymuyor değiliz o gelenekte kalan sesleri, istekleri. Şehit törenlerinde.
Polis olucam…
Asker olucam…
Gençlere birer anahtar gerekli ama. Gelecekte kurmayı düşledikleri kendi evlerinin kapısını açabilecek bir anahtar. Kızlı-erkekli… Hepsi anahtarlı…
Bütün test sorularına işte bu anahtar için anahtar aramakta bütün gençler. ÖSS gençleri…
-Oğlum, okuyup da ne olacaksın?
-(…)
-Sen kızım?
-(…)
Siz, açar mı dersiniz bu üç nokta, gençlerin kurmayı düşledikleri evlerin kapılarını?
Siz büyüksünüz. Büyükleri bilirler.
Anahtar uydurmayı…