Arşiv Anasayfa "S" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
SEÇİM SİZİN By: Kenan Kalaycıoğlu Date: April 27, 2009, 10:25:25 AM
SEÇİM SİZİN

   Gelişmeye en en yatkın varlık insan. İnsanın birincil özelliği, gelişmeye yatkın olması. Olmazsa? Olmazsa, bilenlerin bildiği üzre…
   26 Nisan 2009 tarihli Milliyet’ten bir haber: “Ortaçağ kafası… Kadınlara kötü gözle bakılırmış…
   Şiddet kurbanı kadınlara yuva olan sığınma evlerine karşı gösterilen hoşgörüsüzlüğün bir örneği de Antalya’da yaşandı. (Türk turizminin başkentinde…) Çevre sakinleri, sığınma evine karşı çıktı.
   Antalya’nın kenar semtlerinden Yüksel Mahallesi’nin 2121 Sokağı’nda bulunan yaklaşık iki dönümlük arsa, imar planında sosyal hizmet alanı olarak ayrıldı. Temel için kazılan yere, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun desteği ile İçişleri Bakanlığı ve belediyelerin ortak çalışması ile Türkiye’de kurulacak sekiz kadın sığınma evinden birinin yapılacağını öğrenen mahalle sakinleri ayaklandılar…
   Önce imza toplayan mahalle sakinleri, kadın sığınma evini neden istemediklerini de açıkladıkları dilekçeyi “mahalle sakinleri imzası ile” Antalya Valiliği’ne gönderdiler.”
   Kendilerine öncelikli gerekli olanın sağlık ocağı olduğunu, sağlık ocağının ise üç kilometre uzaklıkta olduğunu belirtmiş mahalle sakinleri. Buraya kadın sığınma evi değil, sağlık ocağı yapılsın…
   İnsanlar ölsün ama, insanlara sağlık hizmeti verecek olan sağlık ocakları yaşatılsın…
   Kalk ey Aziz Nesin, kalk! Tam senlik bir olay yaşanmakta bıraktığın gibi duran-uyuyan topraklarda.
   Mahalle sakinleri, tesise sığınacak hayat kadınlarını pazarlayanlar, dostları, arkadaşları… tesise hem de olur-olmaz zamanda gelecekler, çevreyi rahatsız edecekler.
   Yaralar… Hep bacakta, hep bilekte kürekte olmaz ya yaralar. Ne yaralar var düşüncelerde ne yaralar, binlerce yıldır iyileşemeyen.
   Bu da öyle bir yara…
   Geçelim diğerine. Aynı gazetede, sözünün ettiğimiz habere bitişik. Bir yara da o.
          “Bodrum’da utandıran plaj manzaraları. Muğla’nın Bodrum ilçesine gelen ilk turistlerle birlikte plaj tacizleri de başladı. Plajda yalnız güneşlenen Danimarkalı bir turist kadın, çevresine toplanan bir grup erkek tarafından taciz edildi. Bunalan turist kadın, giyinerek oteline kaçtı.”
   Kim bilir belki de otelinden Danimarka’ya kaçmıştır…
   Bir yandan çağın yüzkarası bir yanını yansıtan bu haberleri okurken, bir yandan da televizyonda açıkoturum izliyorduk. Konu: Türkiyeli olmak… Akademik ünvanlı bilim insanları tartışıp tartışıp duruyorlardı. Türk olmak ile Türkiyeli olmak arasındaki benzerlikleri, farklılıkları.
   Bu anlatılanlar, “suare”siydi gösterinin. Aynı akademik ünvanlılıar “matine”de de anayasayı tartıştılar tartıştılar. Yeni anayasayı…
   İlk anayasadan beri sanki çoban Hasso ile amele Memo yapmıştı bütün işleri-işlemleri…
   Yeni anayasa…
   Yeniden Türk yurttaşı…
   Şaşar, şaşar şaşar dururum doğrusu, tembelliğimizi ileri sürüp  de beceriksizliğimizi vurgulayanlara. İş değil mi yani bu yapılanlar? İş değil mi ha!
   Bodrum’da plajdaki Danimarkalı kadını tacizleri ile oteline belki de ülkesine kaçıran (…)lar! O kadın, elinizdeki telefonlar mayolu resmini çektiğiniz o kadın, elinizdeki o telefonu üretmeye gitti ülkesine. Siz oturunuz. Av bekleyiniz kendinizce. Ama o telefonu alabilmeniz için, tonlarca kayısı üretmek zorundasınız Malatya’da, Iğdır’da… Ya da Tokat Ovası’nda tonlarca kurusoğan…
   Seçim sizin…