ÖDÜLLÜ OLUMSUZLUKLAR By: Kenan Kalaycıoğlu Date: April 27, 2009, 10:26:41 AM
ÖDÜLLÜ OLUMSUZLUKLAR
Hep olumlu olanlar, iyi olanlar değil canım, olumsuz olanlar da, kötü olanlar da ödül kazandırabiliyor insana.
Nasıl mı?
Siz, seçiciye bakınız seçiciye! Seçicinin, seçicilik özelliklerine bakınız.
26 Nisan 2009 tarihli Milliyet’ten bir haber:
Geleceklerini anlatarak ödül kazandılar. Baba Beni Okula Gönder’den burs alan öğrenciler arasındaki yarışmadan altı tane birinci çıktı. Şiir dalında, resim dalında, kompozisyon dalında yapılmış yarışma.
Bizde de yapılmıştı. Elli yıl, yüz yıl geleceğe mektup yazılır ya, işte benzer bir şey.
Ne demişler bakalım çocuklar. Elli yıl sonra, yüz yıl sonra ilgiyle okunacağı şimdiden belli…
Amasya’da Hürriyet İlköğretim Okulu’nda okuyorum. Her gece yattığımda geleceğimi, hemşire olduğumu hayal ederim. İnsanlara yardım etmeyi çok seviyorum. Özellikle yaşlılara ve muhtaç insanlara. Babam işsiz. Annem ev kadını. Altı kardeştik, dördü öldü. Bu kampanya olmasaydı zor okurdum. Babamın birilerinden borç alması gerekirdi beni okutmak için. Ya da tarlamızı satardık. (Dursa Aylak 14 yaşında)
Şırnak’ta, Fatih Sultan Mehmet İlköğretim Okulu’na gidiyorum. Okula gidersem, öğretmen ya da doktor olabileceğimi, insanların derdine derman olabileceğimi yazdım. İlk kez şiir yazıyorum. Altı kardeşiz. Babam her zaman, “Biz okumadık siz okuyun.” Der. Buradan bütün babalara sesleniyorum. Kendileri cahil kalmışsa, çocuklarını okutsunlar, onlar cahil kalmasın bari. (Mehdiye Ürper 13 yaşında)
Şiirimi insanlara gösterdiğimde, klasik buluyorlardı. “Kazanamazsın…” diyorlardı. Mardin Savur Lisesi’nde okuyorum. Bizim köyde okuyan çok az insan var. Aslında okul uzak değil, iki kilometre. Ama kızlar genellikle okula gönderilmez oralarda. Babalar da çevrenin baskısından kızlarını okula göndermekte zorlanıyorlar. “Kızlar okumaz.” diye bir anlayış var oralarda. Okula giden kızların arkasından dedikodu yapılıyor. Avukat olmak istiyorum. Kızları savunmak istiyorum. (Bahar Çiçek 16 yaşında)
Gaz lambasından esinlendim. Erzurum’da yaşıyorum. İlkokula geç başladım, dokuz yaşımda. Köyde ilkokul yoktu çünkü. Ailem çiftçilikle uğraşıyor. Yatılı okulda dördüncü yılım. Yatılı okuldan önce akrabalarımda, dayımda, ablamın yanında kaldım. Okul yaşamım zorluklar içinde geçti. Sekiz kardeşiz. Yazma çalışmamada gaz lambasından esinlendim. Gaz lambasının içindeki ateşin etrafındaki camla korunduğunu, camın ise narin olduğunu anlatmaya çalıştığını. Köyde soğuk kış günlerinde elektrikler sık sık kesilir. Biz de gaz lambasının ışığında ders yapardık. Bu yazıyı yazarken, anılarım aklıma geldi. Gaz lambası esin verdi bana. İçindeki ateşe benzettim kendimi. (Harika Gül 18 yaşında)
İnsan hep uçar ya, benim de gözüm Hacettepe’de. Ağrı’da okuyorum. Ailem hayvancılıkla uğraşıyor. On kardeşiz, beş kız beş oğlan. Köyde okumak herkesin harcı değil. Çünkü köylü konuşur: “Bu kız, okumasına gerek yok.” Babam, bütün engellere karşı çıkıp okuttu beni. Köyden ilçeye gidip gelerek okudum ilkokulu. Derslere geç kalıyordum. Param yetmiyordu. Resim dalında katıldım yarışmaya. Bir okul çizdim, merdivenleri kitap. Kalemlerle merdivenleri tutturdum. Kendimi de, o merdivenlerden çıkan bir öğrenci olarak çizdim. Elimde şemsiye. Çünkü, kara kara damlalar yağıyor gökten. Bu kara damlalar cehalet… kötülük… Ben bunlardan şemsiye ile korunarak okula gidiyorum. İnsan hep uçar ya, ben de Hacettepe Üniversitesi’nde okumak istiyorum. (Nurgül Dursun 16 yaşında)
Olumsuzluklarını anlattı çocuklar. Yaşamlarından olumsuz olarak geçen yıllarını. Bu olumsuzlukları anlattıkları yapıtları ile ödül kazandılar. Bizden de tebrikler.
Yaşananların, gelecekte yaşanmaması dileğiyle…