YALANLI DÜNYA By: Kenan Kalaycıoğlu Date: May 06, 2009, 11:01:06 AM
Siz! Elinizdeki yazının karalandığı kağıdı elinde tutan siz ! Koyunuz bakalım kendinizi,kendi vicdan kantarınıza.
Kaç kilo geldiniz ya da gelmediniz yalancılık cinsinden ? Ha, kaç kilo…
Bize demeseniz de olur canım, kaç kilo gelip gelmediğinizi.Karası var, beyazı var, pembesi var canım yalanlarımızın.Dahası mı ? Evet evet…Kapkarası var, kapkarası.
Siz,bir-iki pembesini mi söylemişsinizdir yaşamınız boyunca.Olur olur. Daha zamanınız var. Karasını da,kapkarasını da söylersiniz yalanın zamanı gelince.Biz tersini yaptık.Kapkarasını söyledik önce, yıllar önce.
Olur olur. Kimi baktığı yöne yürüyor Trabzon’da Uzunsokak’ta, kimi de göğsü yönünce yürüyüp,burnu yönünce bakıyor.Sonra, “Küt!”
İnsan denilen türün yalan söylemeyeni yoktur. Ama kara,ama pembe. Yalana “Kötü!” demeyen de görülmemiştir.İnsan işte…Atalarımız diyor ki ;
“Yalan söyleyen, unutkan olmamalı…” Olmamalı çünkü; ortaya çıkarsa yalancılığı, ne gençliği kalır kendisine ne de yaşlılığı.Bir başka sözlerinde de atalarımız, “Yalancıda vefa olmaz,ne de ar; ne semtine uğrat, ne de yanına var.” diyorlar.Başında us’u olan kim arar ki yalancıda vefa.
Siz,bilmezsiniz belki de yalanın doğurgan olduğunu.Emile Zola’yı okumadınız demek ki.Diyor ki Zola,
“Bir yalandan daima bitip tükenmeyen yalanlar doğar.” Henry Fielding de aynı görüşte: “Bir kez yalan söyleyenler, ikincisini de söyleyebilirler.” diyor.Bizce de öyle.Vicdan kantarının ayarını bozmaya görelim bir kez. Sonra bir kez daha,bir daha…
Belki bir kızgınlığınızda birisine “En büyük yalancı!” demişsinizdir ama,kızgınlığınızdan.Şimdi uysal düşününüz.
-En büyük yalancı kimdir sizce?
-(…)
-Bilemediniz? Bilemeyeceksiniz yazık ki!
“En büyük yalancı kimdir? Kendinden en çok söz eden.” diyor Fontonel.
Yalanı ve yalancıyı öveni gördünüz mü, duydu- nuz mu ya siz? Kötüye de övgü mü olurmuş demek istiyorsunuz ama,bakınız ne diyor Samuel Mutler:
“Her aptal doğru söyleyebilir.İş,yalan söyleyebil- mektedir.”
Yaaaa!
Yalanın kötü olduğunu bilerek,onu ustaca kullananlar olduğunu da biliyoruz biz,yalanın bir değer olduğunu düşünenler bulunduğunu da.Size sözümüz yok. Dilediğinizce düşününüz yalandan yana.Doğrudan yana. Yalana baş vurmadan ama.Yadsımayınız bizim gibi düşündüğünüzü.Atalarımız gibi düşündüğünüzü.
“Yalan var ki gerçekten yeğdir.”(Türk atasözü) Balzac da öyle diyor: “Çoğu zaman yalan,gerçekten daha çok hoşa gider.” Öyledir öyle.Toplumda ahlak erozyonu başlamasın sakın.Ayaklar baş da olur,başın üstündeki baş da.Sonra ? Olanlar,insan olanlara olur.
Çiçero,
“Yalancı doğru söylese bile,kimseyi inandıramaz” diyor.Atalarımız,
“Yalancının evi yanmış,kimse inanmamış.” diyor ama, otuz altı aylık çocukların bile yalanla beslendikleri bir dünyada (mı) yaşıyoruz.
“Çok yalan söyleyenin yemini de çok olur.” diyor Alfieri.Sizin sözünüz gibi, atalarınızın sözü gibi:”Doğru söz,yemin istemez.” E,istemez elbette.
Garip bir yaratık şu insanoğlu.Aklı-fikri dosttan yana gibi, gülümsemesi cebinden yana gibi.Bu yalan da bizden canım!
Yalan üstüne yalan biter mi hiç.Özdemir Asaf’ın “yalan” ı ile bitirelim şimdilik:
“Beni öyle bir yalanla inandır ki,
Ömrümce sürsün doğruluğu…”
Yalan dünya…