Arşiv Anasayfa "U" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
UÇABİLMEK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: May 22, 2009, 09:04:36 AM
Ecel tuzağını açamaz mısın,
Açıp da içinden kaçamaz mısın,
Azad eyleseler uçamaz mısın,
Kırık mı kanadın, kolların hani ?...
                                       Kağızmanlı Yusuf
Uçmasını bilemeyen, özgür değildir. Değildir çünkü, kanatlarının olması yetmez ki uçmak için. O kanatların da, o kanatları yöneten beynin de özgür olması gerekir uçabilmesi için.
Uçmak, kuşlara özgü bir olgu ilk bakışta. İnsana da uygun ama, insan için de geçerli bir anlamı ile. Uçan insan özgür olacak ama, çağının da insanı olacak öncelikle. Çağının insanı olamayan, görülmüştür ve görülüyor ki başkasının insanı oluyor. Nasıl insansa !... Başkalarının rüzgarına, yönlendirmesine açık oluyor. İnsan, kendisi olamıyor…
Çağımızda toplumlar toplumsal yapılarına, ekonomik ve sosyal yapılarına, insan yetiştirme sistemlerine göre şöyle sınıflandırılıyor: çağdaş toplum, çağdışı toplum…
Çağdaşlaşmayı tadamamış, becerememiş bütün toplumlarda “çekinilecek bir durum” olarak algılanmakta çağdaşlık. Bütün geleneklerin hiçe sayıldığından korkulur böylesi geri kalmış toplumlarda. Gene aynı toplumlarda kadınların çoğunun fahişe olduğu, erkeklerin çoğunun da homoseksüel olduğu düşünülür. Toplum sapıktır, yozdur, dinsizliğe doğru gitmektedir o, geri kalmış toplumların gözünde.
Toplum nereye gidecek ki, gidemezse gerilerde kalsın? Toplum sözü ile anlatmak istediğimiz, toplumu oluşturan (oluşturamayan…) bireydir. Yazımızın başına dönersek; insan olamayan, düşünemez. Düşünemeyen de insan olamaz. Ne özgür olmaktır o zaman o bireyin amacı, ne de uçmak. Uçup, yücelere yücelere  çıkmak.
Birileri ne derse, ancak oralara değin düşünmek…
Bütün çağdaş toplumlarda insan için ilk ve en önemli özellik, “birey” olmaktır. Bireyselleşmektir. En en basit örnekle; bütün gereksinimlerini ya anne karşılar evde ya baba ya abla. Yemeği, çamaşırı, çorabı, çantayı, defteri … Sonra? Süngere batırayım derken, parmağına batırır topluiğneyi …
Kendisine bile egemen olamayan insan … Nasıl nasıl insan ise…
Geri kalmış toplumların, çağdaşlığa ulaşamamış toplumların tümünde ailenin mal varlığı, çocukların kişiliği sayılır… Çocukların benliği gibi algılanır… Böyle sayılınca, insan olmayı gerektiren temel özellikler de ya bilinemiyor, ya da korkulacak durumlar-davranışlar olarak algılanıyor.
Oysa temel olan, doğru olan, bilimsel olan, olması gerekli olan, “ insanın kendisi olması” dır. Kız olsun erkek olsun, kendisi ola ola yetişmelidir insanın. Böyle yetişince ancak insan olarak yaşamayı da becerebilir, insan olarak istemeyi de.
Kendisi olup da kendisini yönetemeyen insanı, o aciz insanı hep başkaları yönetir… Yaşanmakta olana bakınız siz; evren, kocaman bir laboratuar.
İnsan yetiştirme biçimi ile insan özgürlüğü, çağdaş toplumlarda iç içedir. Bilim de öyle olmasını istiyor, gerektiriyor. Çağdaş toplumlarda ama…Çağdaş olamamış insanların oluşturduğu kalabalıklarda, “çağdaşlık” diye bir olgudan nasıl söz edilebilir ki!...
O olamayınca da, uçamıyor insan. Özgür değil çünkü. Siz ne düşünürsünüz bilemeyiz ama, uçan kuşlar bile biliyor özgür olmayanın uçamayacağını. İtilip kakılacağını.
Öyle de olduğu ortada, besbelli…
Daha başka, daha başka gereklilikleri de var elbette uçabiliyor olanın ama, öncelikle özgürlük… Özgür olmak…
Öyleyse; ailede, okulda, çevrede… özgür olana ve özgür olmaya saygı duymak zorundayız. Çocuklarımızı-gençlerimizi bu anlayışla yetiştirmeliyiz.
Kendimiz için istediğimiz bu özgür olma özelliğimizi, başkalarından esirgememeliyiz. Başkaları ve biz için değil, hepimiz için olsun özgürlük. İnsan olmak, çağdaş olmak hepimiz için olsun.
Olsa olsa, bu günlerde “güncel” olarak yaşadığımız töre sorunlarımızla daha ilintili olabilir Kağızmanlı Yusuf’un baştaki dizeleri. Ya konumuzla ilintisi? Küçücük, birazcık… Biz de o yönünden tutmak istedik ozanın ellerinden. Özgür olmak yönünden, insanca uçmak yönünden…