Arşiv Anasayfa "G" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
GEVEZELİK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: May 26, 2009, 11:28:46 AM
Elinizdeki şu yazımızı okumakta olan sizlerden, hanginiz söyleyebilirsiniz yaşamınızda bir geveze ile bir kez olsun karşılaşmadığınızı? Söyleyemezsiniz. Belki de karşılaşmışsınızdır ve belki de unutmamaktasınızdır o karsılaşmayı.
Ya, bu yazıyı okuyanlar arasında varsa bir geveze. Vardır vardır… Hangi yalancı, gönlünce kabul etmiştir ki yalancılığı? Gevezelik de öyle…
Gevezenin yaptığı iştir gevezelik…
Bir Mustafa öğretmen vardı bitişiğimizdeki ilkokulda yıllar önce. Bayanlı erkekli hangi öğretmen bir çift söz edecek olsa bir konu ile ilgili olarak, sözünü  sürdüremezdi. Anlatamazdı. Bir kapardı sözü Mustafa öğretmen, konu ile ilgili yaşadığı bir olay kurgulardı bir an içinde… Kurgulaması bir an, anlatması bir yüzyıl… Susar kalırdı sözü ilk açan öğretmen…
Geveze olmayan her insan, kesinlikle korkar ve kaçar gevezelerden.
Fevzi öğretmenden de kaçarlar. Nasıl kaçılmasın ki. “ Öğretmenim nereden geliyorsunuz?” sorunuza nasıl başlar yanıtı, biliniz bakalım. Sorunuza, milat öncesinden başlatır yanıtı Fevzi öğretmen. Taaa milat öncesinden. Rahmetli annem sağ iken bir tarla vermişti ablama da…
Anlatımları ne denli hoş gelse de kimi dinleyenlere, kesinlikle kesinlikle dayanılmaz gevezelere.
Geveze, konuşmasını bilmez aslında…
Uygar insanların, doğru ve düzgün konuşmasını bilen insanların kapıları hep kapalıdır gevezelere. Ev kapıları da, avlu kapıları da. Sokak kapıları açık mıdır sanki. Kesinlikle kesinlikle kapalıdır.
Trabzon’da Uzunsokak’ta, upuzun sokakta kim bilir kaç kez kaçmışızdır ne insanlardan… Gevezelerden. Hele bir yakalasınlar, bırakmazlar bileğinizi. Bileğiniz bir yakalanınca da, kulağınız da yakalanmış, tutsak olmuş demektir.
Dinle babam dinle…
Yalnızca kulağınız mıdır sizce işkence altında olan? Ya sinirleriniz? Ya düzenince gitmekte olan gününüz? Uçuruma yuvarlanmış gibidir artık gün kamyonunuz.
Bilge kişi,
       “Karşınızdakinin sizi dinlemesini istiyorsanız ona kendinizden değil, kendisinden söz ediniz…” diyor ama varsın desin canım! Gevezenin tek amacı var, konuşmak.
Sıkıldınız…
Susturalım öyleyse o gevezeyi.
Susmaz ki. Gevezenin susmak gibi bir düşüncesi de yoktur, doğruyu konuşmak düşüncesi de… Montesquieu’ nun dediği gibi :
       “İnsan ne denli az düşünürse, o denli çok konuşur.” İşte size gevezelerin en belirgin özelliklerinden biri. Gevezeler ya düşünemezler, ya da çok çok az düşünürler.
Gevezeyi susturamazsınız…
Umarsız mı sandınız kendinizi. Beterinden korusun canım! Yaaa! Siz, bir gevezeye dayanamadığınızı anlatıp anlatıp duruyorsunuz. Ya iki olursa karşınızda gevezeler.
İşkenceniz iki kat demektir…
Sürdürün, sürdürün gevezelerden yakınmanızı. Üçüncüsü geliyor üçüncüsü. Birisi başlıyor anlatmaya, öbürü alıyor ağzından sözü ama, ilki henüz susmamış. Susacağı da yok belli ki. Derkeeen,
       -Sözünü balla kestim canım! Bu, üçüncüsünden. Anzer balı ile kestiğini söylüyor sözü ama, kesilmiyor ki söz.E, kesilmeyen söz karşısında üçüncüsü keser mi sanki konuşma isteğini? Kesmez elbette. Üçünün sanatı da bir çünkü : gevezelik…
Kolay gelsin! Konuşana da … Dinleyene de…