APTALLARIMIZ ÜSTÜNE By: Kenan Kalaycıoğlu Date: June 12, 2009, 11:37:02 AM
APTALLARIMIZ ÜSTÜNE
Sazımız da olacaktı elbette elimizde, sözümüz “abdal” larımız olsaydı. Sokağın ağzında karıştırılsa da çoğu kez, bilen bilir kendini. Abdal abdaldır, aptal da aptaldır…
Abdallık da insan için…
Aptallık…
Bu ikincisi, uymuyor insana bir türlü. Uymuyor işte… Cahilin ederi kaç teneke türünden para ise, aptalın ederi de o…
Dünya değişiyor, insanlar değişiyor, aptallar bile. Voltaire, onlar için söylemiş olmalı şu güzel sözünü:
“Kendini us’lu (akıllı) sananlar kadar aptal yoktur dünyada …” Demek bir insan ki ne denli akıllı sanar kendini de, yol dışı yollara sapar, aptallık okulundan diploma almış demektir… Shakespeare’in de bir değerlendirmesi var insanlar için, insanların akıllısı ile aptalı üstüne:
“Aptal, akıllı olduğunu sanır ama; akıllı, aptal olduğunu bilir…” Yaaa!...
Küresel yıkımlara el veriyor olsa da insanoğlu, gene de gene de çok çok bitek şu yeryüzü toprağı. Neler neler bitiveriyor topraktan. Şu, ölülerin toprağa girişinden daha hızlı, daha çok.
“Her aptal, kendini beğenen bir başka aptal bulur.” diyen Boileau, sanki laboratuarda denemiş aptalları yüzlerce yıl.
Siz, aptallığın da akıllığın da şeytanlığı olduğunu bilir misiniz? Quintilian biliyor ama:
“Aptallar arasında us’lu (akıllı) görünmek isteyenler, akıllılar arasında aptal görünürler…”
Dünyanın işleri… Dünyadaki insanların içeri-dışarı işleri işte.
Bir Albert Camus’nun gözü ile bakalım aptala, bir de atalarımızın gözü ile. Onlar da, atalarımız da kim bilir neler neler çekmişlerdir kendi aptallarından…
“Yaşamanın tadını çıkarmaktan korkana, aptal derim.” diyor Albert Camus. Atalarımız ise;
“Aptal ata binmiş, bey oldum sanmış…”
“Aptalın yağı çok olursa; kah borusunu yağlar, kah gerisini…” Gülmeyiniz… Gülmeyiniz… Bakınız çevrenize, göreceksiniz kendi gözünüzle.
Bir kez daha, bir daha bakmak istiyorum şu, ata bineninize. Aptalın canım! Hangisine mi? Haklısınız. Öylesine öylesine çoklar ki!... Demiştik ya, kimi toprakların çok bitek olduğunu.
Mutasyona uğramış kimi aptallar. Bindikleri katırı küheylan, kendilerini de Köroğlu sanıp sanıp duruyorlar.
Aptallık olmasın ama…
“Eğer hiç aptal görmek istemiyorsanız, çıkarınız gözlüğünüzü.” diyor ya Rabelais, bizim çözümümüz daha bilimsel. Bakmayınız ona canım! Bir yanınızda yarı akıllı, bir yanınızda yarı aptal. Aradasınız. Söyler misiniz hangisinin daha tehlikeli olduğunu? Düşününüz. Goethe veriyor yanıtı:
“Büyük tehlike, yarı aptallarla yarı akıllıların arasında yatar…” Girmeyiniz sakın o “ara”ya.
Akıllının akıllığı biterde, inanın bitmez aptalın aptallığı. Yooo! Kanmayınız böyle dense de. Bakınız Young ne diyor:
“İnsanlar aptal olarak yaşayabilirler ama, aptal olarak ölmezler.” Yaaa!
Bir öneri. Kendisini akıllı sanan aptallar arasında yaşam süresini tamamlayabilmek için, aptal gibi yapmak gereklidir belki de…