Arşiv Anasayfa "K" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
KABAK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: June 19, 2009, 01:38:14 PM
Duyarlı insanlar hep şamarlanır…
Adam duyarlı idi. “ Duyarlı insandan ne anlıyorsanız, öylesine duyarlı idi.” Ne bilimsel çalışmalar yapılıyordu yapılıyordu ülkesinde, ne sosyal çalışmalar, dünya insanının ilgisini çekebilecek. Söylemler de , eylemler de hep aynı: beş para etmez…
Yetim bir çocuk gibi varlığını sürdürmeye çalışan yaşama sevinci, yaşamın sonuna yaklaştığını düşündürmeye başlamıştı duyarlı adama. Berbere gitti, saçını-başını-sakalını duyarlılığına uygun bir duruma getirmek için.
-Kes hepsini!.. Hiçbir şey kalmasın kaş cinsinden… sakal cinsinden… saçcinsinden…
Saçının kesimi yarılanmıştı ki; enine büyümüş, omuz yüksekliğine büyümüş ama us’una (aklına) küçülmüş bir yaratık giriverdi içeri. Başını traşlanmış yarısına bir şamar şaplatarak,
-Kalk bakalım kabak!.. Atmacanın yavru tavuğa dalması gibi, pençeleyip kaldırdı kendince  “kabak” olan duyarlı adamı traş koltuğundan.
Duyarlı adam da berber de üzüldü ama bir şey diyecek gücü de bulamadılar kendilerinde, doğanın bu acımasız gücüne karşı. Doğa, baştan yapmıştı yapacağını…
Duyarlılığı bilgeleştirmişti de yıllar-yollar boyunca bu duyarlı adam “ sövene dilsiz, dövene elsiz di “ yıllardan beri.
Günümüz deyimi ile maganda, traşı süresince de sataştı durdu bu duyarlı adama.
-Nasılsın bakalım kabak?
-(…)
-İşler nasıl gidiyor kabak?
-(…)
Traşı bitip de giderken aşağılamasını da, sataşmasını da sürdürdü maganda:
-Hadi gözün aydın kabak! Traşım bitti, gidiyorum. Koltuk da senin, ustura da..!
Tanımayan, bilmeyen yoktu magandayı o yörede. Herkese sataşması, aşağılaması vardı ama kimse ses çıkaramıyordu. Yürekten olmasa da, gülüyorlardı magandanın yüzüne… İkiyüzlü yüzler… Doksan dokuz yüzlü yüzler…
Berberden çıkışında da öyle oldu. Magandanın gönlünü  hoş edecek sözler sözler söyleme yarışına girdi çevredekiler, izleyenler. Onlarca, yüzlerce
-İyi saatler olsun!..
-Yakışıklıya, yakıştı traş!..
-Varlığın yeter!..
-Seninle gurur duyuyoruz!..
Karşı kaldırımına geçecekti caddenin maganda. Kalabalık arasında. Berberde, magandanın kendisine bir “hak” olarak bıraktığı koltuğa oturmuş kabak, önündeki aynadan izliyordu kalabalığı da, magandayı da. Kalabalıktan sesler yükseldikçe yükseliyor, caddeden arabalar akıyor akıyordu.
-Ahhh!...
Hızla gelmekte olan bir araç bir vuruşta yıkıverdi o sığ akıllara dağlar gibi yıkılmaz duygusunu veren magandayı. Fırlattı  attı  arkasında bıraktığı kaldırımın üstüne. Ayaklar altına. Kanlar içinde.
Kabak aynadan izliyor, kabağın izlediğini de yanındaki birkaç kişi aynadan izliyordu. Kaldırımda  yatan magandaya bir tebessüm fırlattı kabak…
Kaçırılacak fırsat mı bu… Her dönemde, her ülkede her zaman vardır bu fırsatçılar ihanetini bulunduğu yere saklayan fırsatçılar.
-Biraz ağır olmadı mı bu tebessüm (gülücük) kabak efendi!...
-Evet ama, unutmayınız ki kabağın da bir sahibi var… O gücenmiş olmalı…
Sizce de mi…
Belki de Adaletin Oğlu Kabak’ tı o, adını bizden gizleyen… Kim bile…