Arşiv Anasayfa "A" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
ADALETİN ÖLÜMÜ By: Kenan Kalaycıoğlu Date: June 19, 2009, 01:39:22 PM

Çannnn!...
Çannnn!...
Çannnn!...
Üç kez çaldık ya, duymuşsunuzdur artık çanımızın sesini. Mısır’daki sağır sultan bile duyduğuna göre…
Anamın bir masalında, Çin’de mi Maçin’de mi bir krallık yönetimi varmış. “Berlin’de hâkimler var!” sözü o zamanlar söylenmemişmiş ama, hukuku da yargıçları da varmış bu krallığın.
Krallığın yurttaşlarından biri ölünce, geleneklere göre bir kez çalarmış kent merkezindeki büyük çan. Tanınmış birisi ölünce iki kez, daha daha büyük birisi ölünce de üç kez çalarmış kentin çanı. Ya daha büyük birisi ölürse? Örneğin, kral ölürse? Dört kez…
Zaman zamanı kovaladı, sular suları. Zaman da aktı gitti, sular da.
Bir dava yansıdı zamanın birinde kent mahkemesine. Mahkeme önüne çıkarıldı davanın sanığı. Bütün kent, dava ile ilgileniyordu ve gene bütün kent biliyordu sanığın suçsuz olduğunu. Olsun ama. Nasıl olsa aklanacaktı sanık. Olmadı ama. Kentlinin düşündüğü gibi sonuçlanmadı dava. Yargıç, para cezasına çarptırılan sanığa,
 -Bir diyeceğin var mı? diye sordu. Sanık,
 -Hayır! yanıtını verdi.
   Mahkeme bitti. Dinleyiciler dağıldılar. Kafalar karıştı. Yine bir çan sesi…
 -Acaba kim öldü?
  Çan sesi bir daha, bir daha… Tam dördüncü kez çalıyordu ki çan,
 -Eyvah!... Kralımız öldü! Derkeeen, beşinci ve altıncı kez çaldı çan. Bu, görülmüş-duyulmuş bir uygulama değildi. Çan görevlisine koştu herkes, olup biteni öğrenmek için. O da ne? Haksız yere cezaya çarptırılan adam çalıyor çanı ha bire. Kentliler sordular çanı, canı ile çalan adama:
 -Ne demek bu altıncı kez çan çalmak? Adamın yanıtı hem şaşım şaşım şaşırtıcı hem de anlamların en derinince anlamlıydı:
 -Adalet öldü!... Adalet!...
   Tutunuz, tutunuz elele. Öldürmeyelim hepimiz için gerekli olan adaleti.
 (Anlatımın kaynağı, Bütün Dünya Dergisi haziran sayısı)
Söz “adalet konulu masal”lar üstüneyken bir masal daha.
İspanya’da postanede onca tükürmesine karşın adamın, pul bir türlü yapışmıyormuş mektup zarfına. Sormuş yanındakine. Yanındakinin yanıtı:
 -Beyefendi, Franko’nun yüzüne tükürüyorsunuz siz.
   Nereye tükürecekti sanki…
   En ağır siyasi suçlu olarak yatıyormuş İspanya’da hapishanede küçük kızın babası. Ancak hafta sonları görebiliyormuş babasını küçük kız.
   Çizdiği resimleri hafta sonu görüşmelerinde babasına götüren kızın bu resmi, içeriye sokulmamış. Nedeni, “özgürlüğü çağrıştıran resim” olmasıymış. Üzülmüş, üzülmüş küçük kızcağız. Gelen hafta sonu yine bir resim götürdü babasına küçük kız. Bu kez güvenlikten geçti resim. Bir ağaç resmi… Bir ağaç resmi ama, özgürlüğü çağrıştırıp da yasaklanacağı korkusu ile kuşlar çizilmemiş üzerine. Kara kara, kara-küçük benekler kondurulmuş ağacın yaprakları arasına. Babası sormuş:
 -Bu benekler ne kızım? Portakal mı?
 -Hişşşt babacığım! O benekler, ağacın içine sakladığım kuşların gözleri… diye fısıldamış babasının kulağına…
   Siz ölmeyen adalet görmüşseniz, ondan anlatınız.