SATILIK ÇOCUK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: October 15, 2009, 09:41:33 AM
SATILIK ÇOCUK
Siz, elinizdeki kağıda yazılmış olan bu yazıyı okumakta olan siz! Bir sorumuz var size, sizin de üyesi olduğunuz insanlık adına bir sorumuz.
-Çocuğunuzu satar mısınız?
Atalarımızın dilinden, “belinizden indirdiğiniz” çocuğunuz da olabilir, “edindiğiniz” çocuğunuz da olabilir. Çocuğunuz, çocuğunuzdur.Yeniden:
-Çocuğunuzu satar mısınız?
Bu soru, “Kağıt mendilinizden bir tane verir misiniz? Ver!” anlamında değil ama. Soru, basbayağı soru. Yanıt isteyen soru.
-Çocuğunuzu satar mısınız?
Böbreğini satışa çıkaranları da duyduk, karaciğerinin bir parçasını pazara gönderenlerin de, daha daha neleri de duyduk. Çocuğunu satanları? Onu da onu da duyduk. Anasını-babasını, emmisini-dayısını satanları. “Zor, oyunu bozar!” sözü bizim sözümüz değil mi? Atalarımızın deneyimlerini yansıtan. “Aç insanın dini-imanı olmaz!” gibi. Açlık uğruna, yokluk uğruna bebeğini cami havlusuna bırakıp kaçanları da okuyoruz basınımızın boyalı boyalı sayfalarından. Bu satış, bu türden bir satış değil ama. Dudak uçuklatacak türden. Sivrisineği saz belleyenlere ama…
İstanbul’u işgal eden İşgal Gücü askerlerinin İstanbul’da Türk’ün namus anlayışına aykırı ne rezillikler yaptıklarını ilgi ile izliyordu dünyanın duyarlı insanları. İzmir’e Ege’ye çıkanların yaptıklarını da. Hele biten Osmanlı’nın yerine yeni bir devlet kurmak için didinen Mustafa Kemal’in yaptıklarını hayretle, şaşkınlıkla izliyordu dünya.
Hindistanlılar da hayretler içinde izlemekteydiler Mustafa Kemal’in yaptıklarını. Türk kuruluşunda Mustafa Kemal’e destek verebilmek için kendi aralarında yardım toplamaya başlamıştı Hintli Müslümanlar. Gücü yeten yettiğince.
Peşaver kentinden bu amaçla toplanan kalabalık arasında bas bas bağırıyordu bir kadın:
-Çocuğumu satıyorum!.. Çocuğumu satıyorum!
Duygular yükselmişti, yoğunlaşmıştı duygular. Duygularını yitirmemiş insanlar biliyorlardı çünkü Türk insanın çektiğin…
Kalabalığı oluşturan bütün başlar ilk bakışta yoksul olduğu anlaşılan bu kadına dönmüştü.
-Çocuğumu satıyorum!.. Satılık çocuk!.. En büyük parayı kim verirse çocuğumu ona vereceğim! Parayı da Mustafa Kemal’e göndereceğim…
Kalabalıktan bir kişi kalabalığı yara yara kadının yanına geldi.
-Çoğunu sıkı sıkı bağrına bas ve bu parayı al! dedi. Cebinden çıkardığı bir avuç parayı kadının eline sıkıştırdı.
-Bu paradan istediğin kadarını Mustafa Kemal’e gönder, kalanını da kendine ve çocuğuna ayır!..
-Ağlamaya başlayan kadın, yardım eden adamın elini öpmek istedi, hızla yardım masasına koştu. Elindeki parayı uzatarak:
-Tümünü… Bu paranın tümünü Mustafa Kemal’e göndermeniz için size veriyorum… dedi. Görevli, saydığı paranın tutarını yazarken adını sordu kadının.
-Mihriban… Adım Mihriban… bir de Mustafa yazın Mihriban’ın yanına, oğlumla birlikte yapıyoruz bu bağışı.
Ülkesi uğruna çocuğunu satabileceklere övünç, diğerlerine de ders olsun diye yazdık. (Alıntı kaynağı “Bütün Dünya”)