ZIKKIMIN KÖKÜ By: Kenan Kalaycıoğlu Date: October 15, 2009, 10:05:33 AM
ZIKKIMIN KÖKÜ
Gecekondu mahallesinin baraka- balkonundan, karşısındaki komşusu kadınla “Cav cav cav! “diye ağız dalaşındaki anne,
Zıkkımın kökünü yeeee!.. diye bağırıyor,
-Gız anaaa!... Acıktıııım!... bağırtısı ile ortalığı yıkan ilköğretim öğrencisi oğluna.
Ana-oğul bu ikilinin torunlarının torunları da besbelli ki “zıkkım(zakkum) ın kökünü anlayacaklar bizim “kök” üzerine konuşmamızdan.
Coğrafi koordinatlarının belirlenmediğini söylemek gibi bir alçakgönüllülük gösterilse bile,dünyada,sırtını bilime çevirmiş insanlar için böyledir bu…
Siz, bizi öyle anlamayınız ama.Zakkumun kökü üzerine değil çünkü sizinle işimiz.Evet, bir “kök” üzerinedir konuşmanın ama, “hücrenin kökü” üzerine...
Kök Hücre üzerine…
Kimilerine göre çok zalım,kimilerince de yalancı sayılan şu yaşaması dünyada söyler misiniz kim istemez Nobel ödülü kazanmayı? Padişahlık benzeri gibi… Öyle ya! Herkes Atatürk değil ki padişahlığı elinin sırtı ile itsin canım!
2007 Nobel Tıp Ödülü’ne Oliver Simithies,Mario Capecchi ve Martin Evans adlı bilim insanları, kök hücre üzerindeki çalışmalarından dolayı uygun görülmüş.
Bir ara not: Bilimsel çalışma yapan bu bilim insanlarının yaşları, geri kalmış ülkelerdeki insanların ölümü çoktaaan benimsedikleri yaşlar…66,70 ve 82… İnsanlığa yararlı olma sevdaları dipdiri...Ödüller, 10 Aralık’ta verilecekmiş.
Yapılan bilimsel çalışmalar, pek çok kalıtsal hastalığı yok edecek türden çalışmalarmış.Sonuca da pek yaklaşılmış.”Kansere her an çare bulunabilir…” diyor haberi veren kaynak.Düşünebiliyor musunuz ? Bir sabah gazetenizi açıyorsunuz ve manşet:
Kanser hastalığı da, diyabet de tarihe gömüldü!
E hadi!Söyleyiniz duygularınızı.Duyar gibiyiz.
Duyar gibiyiz.
Dünyanın bilimle barışık toplumları kararlılıkla yürütüyorlar böylesi bilimsel çalışmalarını.Söz bizim ama, anlayış onların: İt ürür,kervan yürür…
İran bile, nükleer konularda olduğu gibi, kök hücre konusunda da fark atmak istiyormuş bölge ülkelerine.Alttan… Derinden…
Siz de o fıkrayı mı anımsadınız.Duygu arkadaşlığına mı girdiniz duygularımızla.Olabilir.
Duygusal yanı da var elbette insanın.
Karıncaya sormuşlar:
-Nereye?
-Bağdat’a…
-Hıh!...Sen bu baca(k)cıklarla Bağdat’a nasıl gideceksin?
-Yolunda ölürüm ya!...
Akıllı olanlar, bilimin yolunu anlarlar elbet bu yoldan.
Elbette.Önemli olan, doğru olan, insana yakışır olan, bilime ve bilimselliğe önem vermektir.
Ya biz ? Ya Türkiye ?
Bizde de kök hücre merkezleri açılıyor ama, aceleye ne gerek canım! Hem, “Acele işe şeytan karışır.” da canlı hücreler can bulur yeniden, iki canlı olurlar.
Hem, bir sussunlar bakalım üniversitelerde konu ile ilgili bağıran şu gençler.Bağırsın bağırsın da bir sussunlar bakalım yüzleri mi güneşe dönük,sırtları mı?
Daha ne olacak sanki.Yok! Zıkkımın kökü…