ÜSLUP YA DA BİÇEM By: Kenan Kalaycıoğlu Date: October 16, 2009, 09:55:57 AM
ÜSLUP YA DA BİÇEM
Yazımız boyunca her “üslup” dediğimizde, “biçem” dediğimizi anlayınız siz lütfen. Türkçe’den, Türkçe kullanmaktan yana iseniz elbette. Değilseniz, sözümüz yok şimdilik…
“Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz…” diyen şaire kızmıyoruz, darılmıyoruz elbette üslup yönünden. Bakışınıza bağlı. Apartman kapısından, çatısını göremezsiniz elbette yapının. Çatıya çıkınca da, giriş kapısını göremezsiniz.
Bu, “bakış açısı” dır insanın. Olayı, durumu yorumlamanız; olaya, duruma nasıl baktığınızla ilgilidir.
İşte, tastaki yoğurdu kaşıklamanın önemi burada başlıyor. “Herkesin bir yoğurt yiyişi vardır…” diyor ya atalarımız, biz de “Her yoğurdun bir yiğidi yiyip bitirişi vardır…” diyoruz gençlik günlerimizden beri.
Uzatmayalım.
Telefon kullanıyor musunuz?
-Hıh!...
-Cep!... Cep!...
Kaç kişi kaldı ki şunun şurasında. Yetmiş küsur milyon insanımızın elliyedi milyonu telefon kullanıyor. Bu sayıyı en iyi o telefonları üretip de Türkiye’ye satanlar biliyor… Elliyedi milyon telefon… Evin bütün odalarında, ceplerin bir-iki tanesinde… Arabada… Otobüste-uçakta… Her yerde telefon kulağımızda. Nasıl ama?
Kendi üslupunca kullanıyor herkes telefonunu. Kendi, kendine belirlediği üslubunca. İşte, “Ayinesi iştir” burada başlıyor. Üslupu nasılsa, konuşması da öyle, telefonu tutuşu da. Sakız çiğnerken yürüyemeyenler bile, Köroğlu’ndan daha ustaca at koşturuyorlar sokakta telefonla konuşurken. Kendi üsluplarınca canım! Bir tutuyor ki beyefendi-hanımefendi kulağına telefonu, yıkıyor yerlere, iki metre yakınından geçenleri, 7.3 lük sarsıntı ile.
Üslup işte…
Türkçe mi olsun istediniz…
Biçem işte…
Cebimizdeki telefonların ülkemize “yeni gelin” geldiği günlerdi. Çatlayacaktık sanki çatlatan merakımızdan. Nereden buluyor bu insanlar bunca uzun uzun konuşmalara parayı?.. En tembel öğrenci yanıtlamıştı bu en zor soruyu:
-Onların hepsi konuşmuyor hocam. Konuşur gibi yapıyorlar… Çevreye…
-Hay aklım!..
Üslup işte…
İsteyen “biçem” desin. Kendi biçemince.
Sizce, besmelesi nedir dersiniz bu, telefonla konuşmanın? Başlangıç sözü, açılış sözü, önsözü, söz başı…
-Ulannnnnn!..
Hele kalabalık bir sokakta yürüyorsa konuşan, yani ki çoksa dinleyeni, duyabilecek olanı uzatınız o zaman “Ulannn!” daki “n” harflerini yollar boyunca, sayılar boyunca…
Niye mi?
Üslup işte…
Son bir not: 1876 yılında aslında bir eğitimci olan İngiliz Graham Bell, işitme engellilere yardımcı olabilsin diye icat etmiş telefonu. Biz yapabilseydik eğer, 7.4 büyüklüğünde olmazdı elbette konuşmalarımız.
Üslup işte