HUKUKSAL İŞLER By: Kenan Kalaycıoğlu Date: October 27, 2009, 11:21:03 AM
HUKUKSAL İŞLER
-O mu?
-Geliyor, geliyor canım! Siz onu “Var!” yazın, gelince imzalar…
Diğeri de… Diğeri de… Sanal olarak gelecekler ve sanal olarak imzalayacaklar. Apartmanların kıyıcığındaki caminin çay ocağında yirmi sekiz daireli apartmanın en genel kurulu yapılmaktadır on bir kişi ile.
Her şey sanal. Yirmi sekizde on bir… Eyvallah… En küçük savaşlarda bile olur böylesine yitim. Böylesine bir yıkım.
“Hoş gör sen, aldırma…”
Bu katılan on bir de hem sanal, hem (i) de banal. Apartmanda “ev sahibi “ olanlar. Gelsin çaylar-kahveler. Dikim dikim dikilen marka marka sular.
Sonra? Sonra hem hakça, hem hukukça, insanlıkça hatta müslümanlıkça kararlar…
Yaz oğlum!...
Apartmanımıza, insana duyarlı aydınlatma sistemi kurulacaktır. Bunun için daire başına sanal değil, reel olarak şunca lira…
Yaz oğlum!...
Apartman merdiven korkulukları amacına uygun yapılmadığından zamanında, (Allah korusun…) tehlike arzetmektedir. Söz konusu yavrularımız…
Yaz oğlum!...
Daire başına şunca para toplanacaktır sanal değil, reel olarak.
Gel gelelim (h) en önemli işimize. Yıkılan çevre duvarımıza. Be(d)on arma ya(b)ılması z(e)ruridir. Daire başına şu kadar…
Hakka, hukuka, eşitliğe, kardeşliğe, insalığa, komşuluğa hatta hatta daha bilmem neye uygun olarak kararlar alınmıştır. Kısa yoldan, açıkçası, Tük-çe-si:
Belediye otobüsüne bile binemeden işine yayan gidip gelen “yer garibi kiracı” apartman dairesi yapacak ev sahibine. Reel yasalar gereği…
Geçelim…
Hukuk yalnızca evin sahibi ile oturanı arasında olsaydı… Olsaydı, iki daire yapardı ev sahibine kiracı.
Araba aldınız!
Güzel, gülerek-eğlenerek kullanınız. Kazadan da, beladan da, magandalardan da uzak kullanınız. Olmuyor ama. Araba yolda gerek. Yolunca gerek. Kuralınca gerek. Olmuyor işte.
Küttt!...
Çarpıştıkkk!...
Ne çarpışması bey kardeşim. Ben kendi yolumda bir garip iken, sen geldin yoluma girdin de çarptın bana.
-Ayıp oluyor arkadaşlar!... At değil, it değil, deve değil canım!... Anlaşın aranızda. Anlaşın aranızda da, iş olup bitsin, yol açılsın.
Vur tut… Vur tut… Ne anlayış ise?
-E canım yaptıracağız ya arabanı. Kaskomuz yaptıracak ya. Ne istiyorsun daha?
Adalet de, hak da, hukuk da, insanlık da yerine gelmiştir(!) ya, bağırılıp durulur o sözden anlamayana, işten anlamayana:
-Kaskomuz yaptıracak ya canım!...
Yükselerek sürdürülür “ Ha!...” lar “Hı!...” lar. Arkasından “Hırrrrr!...” lar.
Peki peki…
Anlaşılmıştır.
Hukuk anlaşılamamıştır ama, sorun “reel olarak” anlaşılmıştır.
İster “vuruk araç” deyin, ister “toslaşmış araç” deyin, ilk pazar satışa çıkmıştır araba pazarında. Vur-tut Vur-tut…
-Modelin iyi ama, senin araban vuruk be kardeşim!...
Kahretsin… Biz Ortaasya’da iken icat edilmiş olsaydı şu otomobil, bu işler de girmiş olurdu belki bir hukuk yoluna
İşler işte…
Kimi işler, insanın da hukukun da içine işler…
-