Arşiv Anasayfa "D" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
DOLMUŞ PARASI By: Kenan Kalaycıoğlu Date: November 16, 2009, 02:01:20 PM
DOLMUŞ PARASI


          Zeki insandı Atatürk. Bütün dünya anladı bildi de zekiliğini, kimi buçuk insanlar anlayamadı.Varsın olsun...! Altın, çamura düşmekle yitirmiyor ki değerinden
          Zeki olmasaydı Atatürk, nasıl nasıl yapacaktı o, dünyanın akıl erdiremediği işleri.Zeki olmasaydı,  anlayabilir miydi Türk insanının zekiliğini.
        “Türk Milleti zekidir…” Atatürk.
          İşte o zeki Millet “dolmuş” koymuş o bildiğiniz arabanın adını! Peki ama,”Dolmuş” ise, nereye bineceksin? Şaka…Şaka…
           Orhan Kemal diyor ki İki Buçuk adlı yazısında:
İşte gene hiç sevmediği bir duruma düşmüştü.Bin kez söylemişti kendi kendine ki, “Dolmuşa bindiğim zaman değil, inerken vereceğim parayı bundan sonra.”
           Orhan Kemal dolmuş sürücüsüne verdiği paranın üstünü alıp-almamaktan söz ediyor o akıcı anlatımı ile.
           Bizim sıkıntımız o değil ama, konusu öyle.Aynı konu yani.Sizin de, bizim de, hepimizin de yaşadığımız bir konu.Bir sorun…E, dünyanın bildiği o basit(!) sorunlarımıza karşı nasıl duyarlıysak (!), İki Buçuk’taki soruna eş olan sorunumuza karşı da öylesine duyarlı durumdayız…
            Yazdıklarımıza bakınız…Dünya domuzun gribi ile uğraşıyor, biz dolmuş parası ile.Ne diyor gripçiler?
Ellerinizi yıkayınız…Bir kullanımlık kağıt mendil kullanınız…Gerekiyorsa, ağızlık(maske) kullanınız.
Kendinizden kuşkulandığınızda, doktora gidiniz,toplum içine çıkmayınız.Kapı kollarını, asansörü,parayı…
kullanırken, çok çok çok dikkatli olunuz.Yoksa, ölüm…
   
               Kullandığımız paranın, tuvaletin giderinden daha tehlikeli olduğunu söylüyor bilim insanları.Ama, dolmuştasınız:
               -Ha buni versana!...
               -Şunu verir misin!...
                 Kimisi de koltuk altınızdan gıdıklarken, sesini çıkarmadan,uzatıyor parasını.Dolmuş sürücüsüne sizin ulaştırmanız için.
        Yavrim, dayi, emice… diye seslenmeler, tanıdık bildik seslenmeler.
                Sait Faik Abasıyanık durum öykücülüğümüzün babası. Diyor ki Öyle Bir Hikaye’sinde duvar dibindeki köpeğe:
    “Oğlum patlakgöz! Ben insanoğlu, sen hayvan- oğlu… (…) Öyle bir ahlakımız olacak ki gelecekte, bu güne değin hiçbir kitap yazmamış…”
      Ve… İnsan olmanın mini minnacık manifestosu Demiştik ya, adam gibi adam Sait Faik Abasıyanık.
      Dolmuşu kullanan yolcuların çoğu sevmiyor, benimsemiyor bu dolmuş parası veriş biçimini. Koltuk altından gıdıklamaları. Sürmek istemiyor elini o pis paralara. İstemeyebilirsin. Hele bir çıkar sesini. Hele bir çıkar. Yolcudan nasıl koruyacaksın kendini, ya dolmuş sürücüsünden…
     Durunuz  durunuz. Ne demiştik yazımızın başında. E, dünyanın bildiği o basit (!) sorunlarımıza karşı nasıl duyarlıysak (!)…
     Dolmuşa binmede, inmede, para vermede de öyle…
     Öyle bir ahlakımız olacak ki günün birinde; dolmuş sürücüsü kendi yerinde oturacak, parasını hazırlamış olan binici, binerken parasını verecek, insanlar tanımadıkları el tarafından koltuk altlarından gıdık gıdık gıdıklanmayacak… Eller kirlenmeyecek.
    “Yazacak şey yokmuş gibi bu da neler yazmış canım! dediğinizi duyduk İki kulağımızla duyduk. Anzer balı ağzınıza.
     Biz, bize benzeriz.