FûZûLî ŞİKÂYETNAME By: Grkm Date: May 04, 2007, 09:28:36 PM
FûZûLî ŞİKÂYETNAME
Yaşça-başça büyüklerimizin deyimi ile, gençliğimizin baharındaydık henüz o günlerde…
Edebiyat dersimizde Güzelim Anabel…Lee Nurten Hocahanım’la, Azeri Türkçesi’nin güçlü ozanı Fuzuli’nin,
“Selam verdim, rüşvet değildir deyu almadılar.” dizesini mercek altına yatırdığımız günler… Ya da Hatice Hocahanım’a,
-Batıya fabrika yol,
Doğu’ya komando, karakol.
Hocahanım bu ne hal! diye çıkıştığımız günler.
Conilerin Kordonboyu’nda yerli kızlara, dolarları külah yaparak uzattıkları günler…
Hey gidi günler…
Hey hey gidi günler…
Sanırdık ki hep aynı kişilerdir büyük ozan Fuzuli’nin selamını almayanlar.
Onlardır ki, adını bile değiştirmişler yüce ozanın, Huzuli yapmışlar Huzuli, kendi uydurukça dillerinde. (Doğrusu: Fuzuli; boş, gereksiz demek)
Oysa selamı veren de, kendisine selam verilen de “Ben müslümanım!” diyor.
Bu ne karmaşık iş!
Ne acayip bir bilmece!
Biz bir bahar bitirdik, bir sonbahar bitirdik, düzen aynı düzen. Eyüp Gardaş’ın dediği gibi:
-Düzen değişecek!
Düzen değişecek!
Düzen değişti ama, düz… hep aynı …len!
-Yapamıyorsun!
Yanlış yapıyorsun!
Yönetemiyorsun! dediklerimiz, “Günaydın!” larımızı almadılar önce. Selamlarımızı da. Sonra sırtlarını döndüler. Baluk’tan söz ettiler birbirlerine, funduk’tan konuştular eğitim-öğretim adına.
Geldik bugüne. Bir bahar kaldı geçmişte. Bir sonbahar. Eh, yarıladık saylır kışı da. Hayırlısı ile teslim ederiz ruhu da, dünyalığı da.
Düzen aynı düzen ama. Gidiş aynı gidiş, anlayış aynı anlayış.
Hay olmaz olaydın sen ey mürekkep. Açlıktan öleydik de yalamaz olaydık seni. Ağzımız kuruyaydı. dilimiz yanaydı.
Açıyorsun televizyonu, radyoyu, açıyorsun gazeteyi; düzen aynı düzen:
Elma operasyonu.
Nohut operasyonu.
Banyo operasyonu.
Bir yanda rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık…
Bir yanda açlık ahlaksızlık…
Öte yanda doyumsuzluktan soysuzluk…
Ve, ve %99 müslümanlık.
-Bu ne hal be hocam!..
Ara söz, bildiğiniz şarkı:
-Ben böyle değildim, sonradan oldum.
Yalan!
Son söz, dünyanın eski iki mesleği:
Biri o…luk,
Diğeri hırsızlık (Gavur da, Müslüman da olsa, yapacağını hır çıkarmadan yapan)