CUMHURİYET İÇİN By: Kenan Kalaycıoğlu Date: December 31, 2009, 01:56:24 PM
CUMHURİYET İÇİN
Yıllar yılı adı insanlara ezberlettirilmiştir ama, içeriğinden bir tümce bile bilinmez.Yooo!... Öylesi kitaplardan değil Cumhuriyet…Kesinlikle değil.Bedeli Devletçe ödenmiş ama, kütüphanelerin dolaplarının rutubetli en alt gözlerinde yıllarca beklemekten tuğlalaşmış kitaplardan da değil.Bu Cumhuriyet, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhuriyet’i.
Birkaç alıntı:
‘‘Güzel Paşam, sen bu millete Allah’ın bir lütfusun. Bugüne kadar sen beni hoş tuttun, ben de seni başımız bildim. Bu güvene dayanarak sana bir teklifte bulunmaya geldim.’’
M. Kemal Paşa merakla, ‘‘Buyurun’’dedi.
“Anladığıma göre padişahlık gidiyor. Belki bir gün hilafet de tarihe karışacak..”
Paşa gülümsemekle yetindi.
“..Yüzlerce yıllık düzen değişecek, içerden dışardan, bilir bilmez, birçok düşman kazanacaksın.Hayatın hep tehlikede olacak. Bunları halkın iyiliği için yapıyorsun ama bakalım halk kadrini bilecek mi? Gel bu işten vaz geç. Kurban olduğum Allah, sana yürü ya kulum demiş. Saltanatı da, hilafeti de üzerine al. Bugünkü kudretine, şanına, bunların kuvvet ve şerefini de ekle. Tahtınla, devletinle, sarayınla, hareminle,hazinenle, keyfince yaşa ..” dedi.
Hoca derin bir soluk alarak sözünü tamamladı:
“..Benim teklifim bu.Artık ötesini sen bilirsin.”
M. Kemal Paşa duygulanmıştı. Öne doğru eğildi:
“Dediğiniz doğrudur. Bazı insanlar bilir bilmez bana düşman kesilecek. Belki de hayatım sürekli tehlikede olcak ..”
“Evet, evet! “
“Ama sevgili Hocam, milletin önüne düşen bir adam artık kendini, keyfini, cebini, çıkarını, rahatını, ailesini, geleceğini değil, milletin ihtiyaçlarını, zamanın gereklerini temsil eder. Bu yüzden tasvir ettiğiniz hayat hoşuma gitse bile, kabul edemem. Millet yolundan geri dönemem. Artık millet buna izin vermez.
Mustafa Kemal uzanıp, sevgi ile tuttu Hoca’ nın elini.
- Ben bu görevi , her türlü tehlikeyi göze alarak üstlendim…
Hoca’ nın gözleri doldu…”
Dönem şeyh-hoca isyanları ile anılsa da, böyle hocaları da varmış demek dönemin.
*
“Taşkışla’da misafir edilen hainler, işbirlikçiler casuslar,Milli Mücadele karşıtları, vatanları mide ve cep olanlar, yüzlerce sefil, grup grup gemilere bindirilerek, isteklerine göre Mısır’a, Yunanistan’a, Romanya’ya yollanmaya başlamıştı.
İngilizler çıkarlarına ve isteklerine sadıkça hizmet etmiş olanlara geçim parası verecek, hizmetleriyle orantılı olarak yaşamalarını sağlayacaktı.
Yazar Refik Halit Karay da dost İngilizler ve Fransızların yardımı ile Piyer Loti gemisine bindi.
Beyrut’ta inecekti.Beyrut’un yemekleri, içkileri ve kadınları güzeldi.
Yaptıklarından ne utanç duyuyordu, ne de pişmanlık.Bir an önce Beyrut’a gitmek istiyordu.”
*
“Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa…birlikte geldi.
Yöneticiler, “Hoş geldiniz.” demek için Paşa’ya doğru yürürlerken, beklenmedik bir şey oldu.Yahya Kemal Bey yapısından umulmayan bir çeviklikle ileri atıldı, Mustafa Kemal Paşa’nın ayaklarına kapandı ve öylece kaldı…”
Bir söyleşisinde Mustafa Kemal,Yüzellilikler’den söz ederken, kendisinin onları affedebileceğini ama onların, kendisini affedemeyeceğini söylemiş.Sanırız ki öyle de oldu…Olanlardan belli.
*
“Bilecik Milletvekili Mustafa Fehmi Hoca beyaz sakalına gözyaşları döküle döküle, Mustafa Kemal Paşa’ya sarıldı.”Paşam!...” diye bağırdı.”…sen bize yüce Allah’ın bir lütfu, ihsanı, hediyesisin.Ömrünce mesut,
muazzez, muzaffer ol…! Sarılıp kutlamak için onu, İstiklal Marşı’nın şairi ve Burdur Milletvekili Mehmet Akif Bey (Ersoy) izledi…”
Cumhuriyetimiz böyle kuruldu…
Not: Alıntılar, Turgut Özakman’ın Cumhuriyet adlı romanındandır.