YEDİGİMİZ EKMEK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: January 14, 2010, 01:31:17 PM
YEDİGİMİZ EKMEK
İçeriği, üzer mi sevindirir mi sizi bilemeyiz ama, işte size bir gazete haberi:
Tarım ve Köy işleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü Yem ve Gıda Tescil Hizmetleri Daire Başkanlığı, Türkiye’de elli bin adede yakın gıda üreten işyeri olduğunu belirterek, “Uygulamaya koyacağımız asgari hijyenik ve teknik koşulları sağlamaları için iş yerlerine bir yıl süre vereceğiz. Bunu sağlayamayan iş yerlerini kapatacağız…” demiş.
Fazla teknik olduğu için sıkıcı geldiğini mi söylüyorsunuz haberin. Olabilir. Orhan Veli ile biraz yumuşatalım isterseniz. Döneriz gene bizi bize götürecek yolumuza.
…
Geç bunları anam babam, geç;
Geç bunları bir kalem
…
“Gıda üretimi yapan firmalarımızın teknolojide eksik kalan yanları yok. Ancak, ham maddeden kaynaklanan sorunlarımız var. O yüzden hep söylüyoruz : Tarladan Sofraya Gıda Güvenliği …”
Deli adlı öyküsünde diyor ki ünlü öykücümüz Muzaffer Hacıhasanoğlu:
-Karıştırmıştı ... Fena halde karıştırmıştı “Niçin yaşıyorsun? soruma yanıt veremediği için öldürdüğüm adam...
Biz de mi karıştırdık dersiniz…
Orhan Veli ile gıda sağlığını…
“Geç bunları anam babam, geç!...
Bilmem hangi yılın bilmem hangi gününden beri yazıp durmaz mı sizin de bizim de bildiğimiz o boy boy gazetelerimiz.Kullanmakta olduğumuz para, kullanmakta olduğumuz tuvaletimizin giderinden daha daha pistir…
Hadi, hadi söyleyiniz canım!
-Ne var bunda ?
-Ne alaka ?
-Dam üstünde saksağan…
Size,elinin ters yüzü ile tutarak veriyor demek ki ekmeğinizi fırıncınız.Ya da, her ekmeği tutmadan önce bir güzel yıkıyor da elini size ekmek veren fırıncınız, biz göremiyoruz…Olur olur!. Kimilerinin elindedir perdesi, kimilerinin de gözünde… Ya kimilerinin ? Aklında…
aklında…
Az önce tuvaletten gelen metal parayı hangi eli ile almışsa fırıncınız müşterisinden, işte tam o eli ile veriyor size ekmeğinizi…Afiyet olsun…
Biraz, incitici bir gerçek mi koyduk dersiniz kahvaltı tabağınıza…Öyledir öyle! Bu huy, bütün gerçeklerin huyudur…
Kentimizde, yayalara (yani size yani bize) yetmeyen kaldırımlara görmez misiniz dizim dizim dizildiklerini otomobillerin.O otomobiller ki,onlar bile ses çıkarır ama ya siz….ya biz…
İneriz elimizden alınmış kaldırımdan taşıt yoluna sırtımızın altını dönüp gelen taşıta.!.
Üşüttük!... Üşüttük!...
Aklımızı değil canım,sesimizi.Akıl tutulması değil bizimki, ses tutulması.
Alışmış alışmış…Dışarıdan almaya, içeride vermeye alışmış elimiz.Beş kuruşluk sağlığa-temizliğe alıştıramadığımız elimizle binlerce lira ödeyerek alışmışız dışarılardan ilaçlar almaya.
Modern insanlığı da kimseciklere bırakmayız,
duyarlı insanlığı da…
Acıktık…
Sofraya…Siz de, siz, biz de biz, ekmek de o ekmek.!.
Yarasın…