Arşiv Anasayfa "Ö" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
ÖLENLE ÖLÜNMEZ AMA By: Kenan Kalaycıoğlu Date: March 09, 2010, 11:05:28 AM
Yeri geldiğinde vurgular dururuz atasözlerimizin doğruları bildirdiğini, doğruları  söylediğini Atasözlerimizde yanlış yoktur.Anlatılmak isteneni formüle ederler.Kısa yoldan, kestirmeden anlatırlar.
         “ Taş, düştüğü yerde ağırdır…” ya, atasözü de yerli yerinde kullanılmalı.
   Durum böyle de, peki ama, “Ölenle ölünmez…” sözümüzün sonundaki “ama”nın nedeni ne?
   Onu biz uydurduk.
   İşte nedeni.
         “ Falanca öldü diye ben de öldüm…” anlayışı ne denli doğru olabilir ki.Öyle ya canım! Bütün insanların birbirleriyle ilişkileri, Atatürk-Salih Bozok ilişkisi gibi değil ki. Bozok’un, Ata’nın ölümü üzerine canına kıydığını anımsayınız.
   Dayanıklı bir varlık insanoğlu.Dayanıyor.En ağır acılara da, sancılara da dayanıyor.Ölmüyor öleninin ardından.Doğrusu da, uygunu da budur elbette.
   Ölenle ölünmez…
   Gelelim şimdi sözün sonundaki “ama”nın neden uydurulduğuna.                  Ölenle ölünmez (ama), ölene de gülünmez ki canım!...Ölene gülünmez ki be adam!...
   Karakoçan-Elazığ depremi için canlı yayında mikrofonu uzatıyor muhabir.Kameraman da çekimde.
Soğuktan bedeni,acıdan kanı donmuş yurttaşımız anlatmaya çalışıyor durumunu.Anlayabildiğince…
Bilebildiğince…Muhabir, sorduğu sorularla yönlendirmeye çalışıyor soğuktan bedeni, acıdan kanı donmuş yurttaşımızı.
   -Deprem değil ama, sizi bu kerpiç yapılar vurdu.
Kerpiçten olmasaymış yapılar…
   Soğuktan bedeni, acıdan kanı donmuş yurttaşımız anlayamıyor (!) yazık ki muhabirin sorusunu.Kerpiçle özdeş çünkü o.Onun yaşamı kerpiçle özdeş, kerpiçle ortak.
   Şimdi gelelim “Ölenle ölünmez (ama)…”nın sonuna uydurduğumuz (ama)nın “ama”sına.
   Muhabir, soğuktan bedeni, acıdan kanı donmuş yurttaşımıza uzattı ya mikrofonu, çekiyor ya görüntüyü kameraman!...İnsan görünümlü “kaya”lar var yanında.
Kaya kaya kayalar…Size de bize de insan gibi görünen kayalar…Size de bize de insan gibi görünüyorlar ya, sanırsınız /sanırız ki insanlık var yüreklerinde...
Sanırsınız ki duygu var yüreklerinde…
   Gülüyorlar…
   Telefonlaşıyorlar…
            Hiii!  Hiii!’ leşiyorlar…
   Lanet sana “ insan gibi”lik…Lanet sana sahte insanlık…Lanet sana…
   Durup dururken değil ki ama bunlar.Çat kapı çıkmadı ki ortalığa bunlar.Elin gavuru da getirip koymadı ki bunları tabağımıza, eşiğimize, beşiğimize, belleğimize.Kesinlikle onların işi değil, bize “iş” gibi görünen bu iş.Bu iş, bizim işimiz.Kendi ellerimizle yaptık biz bu işi.Başımıza biz ördük bu sepeti.
   Uzattık.Sıktık sizi.Hadi bir türkü söyleyelim.Bir hoyrat.Urfa’dan.
            Urfa’nın etrafı dumanlı dağlar,
             İçerim yanıyor anam, ciğerim sızlar…
             Hı! Hı! Hı!
             Hi! Hi! Hi!
              Ağız dolusu gülmelerimiz var, yürekler dolusu yanık türkülerimize… Tak fişi, bitir işi kültürü… Çek şişeyi, dön köşeyi kültürü…
              Üzülmeyiniz ama…
              Kültürsüz kal(ma) dık ya canım, gerisi (k) olay!