Arşiv Anasayfa "B" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
BÖYLEDİR İŞTE By: Kenan Kalaycıoğlu Date: March 19, 2010, 11:33:44 AM
Böyledir böyle! Kimsecikler ne derlerse desinler kulaklarınıza bağıra bağıra.Sessiz sedasız söylesinler isterlerse gönlünüze, yüreğinize.
   Kimileri, her şeyi ama her şeyi biliyor.Hem her şeyi bilerek (ten) doğmuşlar bu dünyaya, hem (i) de her şeyi bile bile yaşıyorlar.Ya-şı-yor-lar…
   Öylesine az, öylesine az ki bu her şeyi bilenler.Allah kıtlıklarını vermesin insanlığa.İnsanlığın sonu olur o her şeyi bilenlerin yokluğu.
   Az olan, az bulunan değerlidir ya;işte o yüzdendir ki biri ineeer…biri bineeer…
   Bu dünya, böyle mi kuruldu? diye sormak geliyor az bilenlerin içinden de, bilmem kaçıncı maddeden dolayı soramıyorlar demek ki.
   Çok bilenler, hem umurlarındadır az bilenlerin de
bilmeyenlerin de hem de omuzlarındadır.Taşınan ve taşıyan…
   Kıravatı geniş, traşı dümdüz, yakası beyaz işte böyle bir çok bilen, kapısını bir az bilenin /bilmeyenin
açtığı lüks bir otomobilden inmiş.İnmiş de merdivenleri kullanarak çıkıyormuş apartmandaki evine.Hoş, sırta da omuzlara da alınıp çıkarılabilirdi ya…
   Merdivenlerden inmekte olan bir hamalla karşılaşmış.Hamalın sırtında bir saat…Evet, saat…Saatin rakkası bilmem kaç metre, akrebi-kovanı bilmem kaç metre…
   Dünya dünya, kelek dünya, sana öyle (Bildiğin gibi…) bize gelende, felek dünya…diye geçmiş midir dersiniz hamalın us(akıl)undan…
   Bilen, bilgiçliğini gösterecek.Göstermiş de.Bütün bilenlere de bilmeyenlere de ders olacak biçimde.O hep almak için kullandığı elini hamalın omzuna koyarak:
          -Be adam ! Sen de herkes gibi bir kol saati taşısana!Bir kol saati taşı! (Bu uzun paçalı saatin yerine) demedi de, biz uydurduk anlatının burasını.
   Gördünüz, anladınız işte bilenin bilgeliğini. Hiç, bilenle bilmeyen bir olur mu… Olmaz elbette. Vurmuş omzuna üç metre paçalı saati… E, elbette paçaların da sürünür çamur olur. Yaşamın? Çoktaaaan çamur besbelli.
   Olmuyor. Bizce de olmuyor. Bilenle bilmeyen kesinlikle bir olmuyor.
   Onca ettikleri bir yana çok bilenin…
   Çoook yazlar baharlar gelmiş geçmiş olanların üstünden. Çoook sular akmış gitmiş köprülerin altından. Haritalar değişmiş, yeni yeni haritalar çizilmiş. İnsanın bile…
   Bir gece, bir gecenin geç bir saatinde başını şöööyle bi’kaldırmış yastığından o çok bilen. Sağ avucunu alnına, yaşamı boyunca ak – pak ve dimdik duran alnına dayamış.
          - Eyvaaaah! “Geç fark ettim taşın sert olduğunu” Bir zamanlar yakalarımın bembeyaz ve saçlarımın kapkara olduğu zamanlar “Be adam!...” diye payladığım, azarladığım o adam, bir hamaldı… Saatin sahibi değil, saatin hamalıydı o adam…
   Oldu mu ama be bilen adam! Oldu mu! İçine de üstüne de ettin bilen adamların. Onlarsız ne yapacak şimdi bürokrasi… yönetim… insanlık…
   Hamal?
   O daha o anda söylemişti söyleyeceğini. İçinden. Yüreğinin, belleğinin en en derin yerinden. Bilmem kaçıncı madde yüzündendir büyük harflerle düşüncesini seslendiremeyişi. O gün, o hamal demişti ki içinden:
          -Bu adamın yakasını beyaza, yanlış boyamışlar… Yanlış… Dünyada işler, böyledir işte.
   Son söz: Hamalın da kendi gitti, sözü kaldı, sözü kaldı (yadigâr)…