Arşiv Anasayfa "E" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
ETEK ALTI KURALI By: Kenan Kalaycıoğlu Date: March 30, 2010, 12:46:57 PM
                        ETEK ALTI KURALI

           Önce ekmekler bozuldu. Küflendi. Bir kitap adı, bir sinema filmi adı gelmiş olabilir us (akıl) unuza. Olabilir.
           Bozulanı onarabilmek de “İş” tir elbette ama iş, işi becerebilmekte.
           Dünyamız bambaşka. Dünyanın genel gidişi de başka ama, bizim dünyamız bir bambaşka. Akıl (us ) a, anlayışa, düzene, işleyişe… uymayan uygulamalar yaşanıyor kendi öz dünyamızda.Kültür dünyamızda.
           Bu, nasıl bir kültür dünyası ise…
           Gazetelerimizden, ancak yazanların yazdığınca öğrenebiliyoruz kendi öz dünyamızda olup bitenleri. Ya da, yazdıkları gibisini…
           Doktorların dövülmesi haberlerine de alıştık, doktorlara sövülmesi haberlerine de… Alıştırıldık.
           Gazetede bir haber. 21.yüzyıldan bile on yıl yol almış zamanın Türkiye’sinden bir haber. Adam, hastasını alıp götürmüş doktora. Hastasının iyileşmesine (eğer olabilecekse) yardım edebilmesi için doktorun. Bilgisiyle elbette, uygulamaları ile elbette.
           Doktorun hastasını iyi etmesi güvencesi bilimsel bilgide de yok, ahlaksal bilgide de yok. En en gelişmiş sigorta sisteminde de yok.
           Hasta, sizlere ömür… Başınız sağ olsun…
           Öyle mi?! Al sana! öyleyse. Al sana! Al sana!
           Bu “Al sana!” ların niteliği şamar ise, yumruk ise, levye demiri ise doktor, büyük büyük ikramiyeyi kazanmışçasına şanslı mı şanslı. Yoksa?...
           Doktorun yakınlarına da, “Başınız sağ olsun… Sizlere ömür…”
           Oysa, doktora götürürken hastasını hasta yakını, onlarca kez dillendirmedi mi kendi dili ile “Kader! Kader! Kader!”
           Orda öyle, burda böyle…
           O zaman öyle, bu zaman böyle…
           Açalım başımızı. Başlığımızı açalım, yazımızın başlığını. Ahlak anlayışı, eteğimizin altında saklı yalnızca, eteğimizin altında… Başka işlerimizde işe yaramıyor anlayışımız da, ahlak anlayışımız da.
           Ezberinizde tutmanıza gerek yok yukarıda anlatılan olayı. Yarınki gazetenizi açınız, kesinlikle vardır hasta yakının doktora saldırması haberi. Üçüncü sayfada… Uygulama olağan (!) ya…
           Ama bunu bir polisin yapmasına ne demeli. Belinde Devlet’in silahı olan, güvenlikten sorumlu ve güvenilir insan olması gereken polisin yapmasına ne demeli… Erzurum’da
           Cilt cilt  kitaplar, nehir nehir romanlar yazılabilir sözünü etiğimiz konu üzerine. Hem, yazmaya ne gerek var canım! Kağıt mı yeter, kalem mi yeter onca olanı biteni anlatmaya.
           Peki ama, nedeni nedir bu işin?
           Kuralsızlık…
           En başta kuralsızlık….
           Kişi, konulmuş kurallara (normlara) uyabildiği ölçüde insandır. Dünyanın her yerinde. İnsan olan her yerde. Ama önce, İnsan Olma Kuralı’nı onur saymalı insan. Böyle bir anlayışta olmalı.
           Yoksa?
           On yüz milyon baloncuk (Pardon! Yönetici) gelse, yakasına çekemez öğrencinin göbeğine inmiş kravatını. Pantolonunun içine sokamaz, etek olarak ceketinin de altına inmiş olan gömleğini.
           Hem, belki de anlamı yok gömleği pantolonun gizliliklerine sokmanın. O gizliliklere, “Ahlak” denilen “Şey” i gizlemişler. Gizlemişler ki, kolay bulunup da kullanılmasın.
           Doktorlar, baktıkları hastalarının yakınlarınca, hastane koridorlarında silahlı görevlilerce kovalansınlar.
           Ahlak anlayışı ile ilgili her alanda bir kovalamaca. Bizim kovalamacamız… Maraton… Her yönü ile amansız bir Maraton…
           Kolay gelsin…