NOKTALI ViRGÜL By: Kenan Kalaycıoğlu Date: April 05, 2010, 12:46:44 PM
NOKTALI VİRGÜL
“İmla meselesi için bilhassa öğretmen arkadaşlar mevcut ( karmaşadan) şikayet etmektedirler.Bunlar diyorlar ki:Gazeteler başka türlü yazar, biz elimizdeki esaslara göre başka türlü yazarız.Bakanlık yayını dışındakilerde başka türlü imla (uygulanır).
Binaenaleyh (öğrenci), bize bunların hangisi doğrudur diye sormaktadır.Onun için bir imla
(disiplinine) ihtiyaç vardır.”
1941 yılı temmuz ayının yedinci günü böyle diyordu dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel.
Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi toplantı salonunda.Türk Dil Kurumu’nun oluşturduğu Yüksek Gramer Komisyonu’nda.
Osmanlı’da kendisini Türk’ten önce Osmanlı olarak görenlerce her fırsatta kullanılan bir deyim varmış:
“Etrak,biidrak…”
Yukarıda sözünü ettiğimiz çalışmayı yapan kuruluşun adına bakınız lütfen bir kez daha.
Yüksek Gramer Komisyonu…
Türkçe’nin gramerinden söz edecek komisyon, Fransızca konuşuyor…Kendi ulusuna Fransızca konuşuyor, ulusunun dilini geliştirmek için…
“Etrak,biidrak…”
Kurulun adını oluşturan üç sözcükten ikisi yabancı.Durum böyle olunca da kişi, kendine yabancı oluyor.
Olmuyor mu…
Elli yıl önce ilkokul günlerimizde, Manasını Bilmediğimiz Kelimeler bölümü vardı Türkçe kitaplarımızdaki okuma parçalarının arkasında.Ne sıkıntılar, ne sıkıntılar çekerdik o sözcüklerin anlamlarını ezberlemek için.Ezberlerdik...
Her ne hikmet ise, şimdi bilinmez, anlamını ezberlediğimiz o sözcüklerin Türkçe karşılıklarını öğrenmek için kimsecikler zorlamazlardı bizi.
Gün geçti, günler geçti, köprülerin altından akan sular köprüleri yıktı…
Sınav kazanmak için dersaneye giden mini mini yarış atı öğrenciler sorar oldular belediye otobüslerinde, otobüs duraklarında:
-Örtmenim, örtmenim! Sivrisinek bitişik mi ayrı mı?(Sivrisinek sözcüğü bitişik mi ayrı mı yazılmalı)
Türk Dil Kurumu 1928 yılında ilk kez basılan İmla Lugatı’ni aynı yıl, İmla Kılavuzu olarak yayımlar.
12 Eylül Yönetimi’nde Türk Dil Kurumu, Başbakanlık’a bir “büro” olarak bağlanınca, yaşanan dil sorunları çözülemediği gibi, yığın yığın yığılmaya başlar.
Türk Dili’ni kullanarak paralarına para katan gazeteler, dergiler, yazarlar...TürkDili’ni önemsemediler. Önemsemiyorlar…ama …
Toplumun da büyük büyük kesimi “Toplum” olmanın gereğini bilmediği için , önemsemiyor dilini. Önemsemiyor olanı biteni.Olan, toplumun kendisine oluyor yazık ki .
Dili kullanmada en az yanlış yapanla en çok yanlış yapanı belirlemek üzere çalışma yapılıyor .En az yanlış yapan yani , Türkçe’yi en düzgün kullanan gazete, en az satan gazete . Türkçe’yi en kötü kullanan yani en çok yanlış yapan da , en çok satan gazete.
İlginç değil mi ?...
Daha daha ilginç olanı var ama .Dudak uçurtacak olanı.Kan donduracak olanı . Milli olmayı en en çok savunan anlayışın da bir görüşü var elbette dilin kullanılması ile ilgili olarak.Nasıl mı?
-Yapacak başka işiniz yok mu canım !... Dil mi kaldı uğraşacağınız …
Ve …
Çocuklar sorularını sürdürüyorlar .Belediye tobüslerinde , otobüs duraklarında öğretmenlere :
-Örtmenim,örtmenim !Sivrisinek bitişik mi, ayrı mı ?...
Üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmaya göre , üniversite öğrencilerinin büyük çoğunluğu , noktalı virgülün anlamını , kullanımını bilmiyorlarmış. 2010 yılında …
Bu üniversite öğrencileri nereden bilsinler canım , noktalı virgülün anlamını…işlevini…Daha “Üniversite”yazamayan ünivesiteliler var …