Arşiv Anasayfa "İ" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
İNSAN ÇEŞİT ÇEŞİT By: Kenan Kalaycıoğlu Date: April 12, 2010, 10:56:49 AM
          Bir Me’met Amca’sı vardı o zamanlar kasabanın.
Kasaba da ne; bin yüz kişilik bir kasaba, eğer doğru sayıldıysa.Zabıta Me’met Amca’nın, öldüğünde almıştırlar elinden kahverengi meşin çantasını.
          Kendisi de “Köpek” ti yaşdaşı olan arkadaşlarının gözünde, arkadaşları da onun gözünde “Köpek”.
          Görevi zabıtalıktı ama, asıl işi şakacılık.”Bizim Köpek” dediğinde, belediyenin başından söz ettiğini anlardı bilenler.Kimi zaman da kendisi susar, meşin çantasındaki Zabıtanın Karakalemi konuşurdu.
           Hey günler…
           Işığı bol olsun gittiği yerde…
           Delileri sınırlandırması Zabıta Me’met Amca’nın bugün bile belleğimizde.
           Deli…
           Zır Deli…
           Zırzır Deli…
           Hınzır Deli…
           Bu sonuncusu, elinde değneği olmasa bile, en korkunç deli imiş.
           Nasıl da akıp-geçip gidiyor zaman.Gel zaman, gitme zaman dese de insanoğlu.
           Belki de çeşitlemeler konusunda ilk bilgilerimizdi Zabıta Me’met Amca’dan delilerle ilgili olarak öğrendiğimiz ilk bilgiler.
           Sonra…Sonra yeni yeni çeşitlemeler, yeni yeni kişilerden:
           Öykücülüğümüzün iki büyük babası, balıkları çeşitlendirirler bize, kalp ağrılarımızı dindiren
öykülerinde.Sait Faik Abasıyanık ve Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı)
   “Bakarsın yakamoz beyazdır.İşte torik.Bakarsın derinden parlıyor, kolyozdur.Yanlara doğru açılıyor bu uskumrudur.Yakamoz yukarda parlarsa, palamuttur…”
“ Kimi insan otların, kimi insan balıkların çeşidini bilir/ Ben, ayrılıkların…
   Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını/ Ben, hasretlerin…”
diyor koca ozan Nazım Hikmet.Ayrılıkların çeşitlerini yaşamış yaşamış, öğrenmiş.Hasretlerin çeşitleriniyaşamış yaşamış, öğrenmiş.
               İnsanımız varsıl…Kazma-kürek kıtlığı ile bile, Kurtuluş Şavaşı gerçekleştirmiş.Barıştaki çeşitlilikleri de bilir, savaşlardaki çeşitlilikleri bildiği gibi.
               Erdal Atabek, cehaletin çeşitlerinden söz etmiş bir yazısında.tümünden değil elbet, ikisinden: Tehlikesiz Cehalet…Tehlikeli Cehalet…
               “Ayın dünyadan uzaklığını bilmemek, tehlikesiz cehalettir.Bunu bilmemenizin tehlikesi yoktur.
Ama, önünüzdeki çukuru göremezseniz, tehlikeli cehalettir bu…” diyor Erdal Atabek.Ne demek istiyor Atabek…
         Önünüzdeki çukuru göremezseniz(Ki,tehlikeli cehalettir bu…) çukura düşersiniz ve kurtarılmayı bekleyerek debelenirsiniz.
          Canım ne var bunda! Dünya, insan kaynıyor. Gereğinden bile çok insan var dünyada, biri gelir kurtarır. diyorsunuz. Olabilir. Olabilir ama, o zaman da siz, onun sizi kurtardığı duygusundan kurtaramazsınız kendinizi.
           Atabek böyle diyor…
           Düştüğünüz çukurdan kendi gücünüzle, kendi becerinizle çıkabilirseniz, kendinize güveniniz de artar, kendinize saygınız da artar. Yoksa? Yoksa, sizin bağımsızlığınız da yok, insanlığınız da…
           Şimdi siz sayınız. Neyi mi? İnsan çeşitlerini. İnsanlığın çeşitlerini…