GEÇMİŞ OLSUN By: Grkm Date: May 04, 2007, 09:32:06 PM
GEÇMİŞ OLSUN
Doğal yıkım gibi, hastalık gibi, kaza gibi… önemli sıkıntılarından sonra insanımızın kullandığı insanca bir söz:
Geçmiş olsun…
İnsanın insanla ilgilendiğinin bir kanıtı. Güzel duyguların kanıtı. İnsana çok yakışan en güzel sözlerden biri.
Biz bugün, gençlerimiz için kullanıyoruz bu güzel sözü.Öğrenci Seçme Sınavına giren gençlerimiz için kullanıyoruz.
Geçmiş olsun gençler…
Uzun, yorucu, sıkıntılı bir hazırlık sürecinin en yoğun gününü yaşadınız dün. Bir doğal yıkım sonrasının sessizliği vardı dün sınav salonlarında.
Geçmiş olsun…
En çok çalışanınızdan en az çalışanınıza değin hepiniz uğraştınız, yoruldunuz. Artık puanlarınızı bekleyeceksiniz. Sonra, puanlarınız ve diğer ölçütler ışığında seçiminizi yapacaksınız. Sizi, bilginizi ölçmeye çalıştığımız kantar Hz. Ömer’in adaleti uyarınca olmamışsa ( Öyle olması zaten beklenemez. ) lütfen bizi bağışlayınız. Bağışlayınız çünkü, insanoğlu henüz beyninin tamamını kullanamıyormuş. Zekanın kullanımı da henüz sonlandırılamamış. Güzel günler görecek sizden sonraki gençler. Umutlarımız var güzel günlerden yana.
“Yanlış tartsa bile kantar, herkese uygulandığına göre…” anlayışı teselliniz olsun.
Siz siz olun gençler, annenizin gönlünde bir “Ah…” olarak kalan mesleği seçmeyin sakın. Bir mühendis olamayan babanızın iç çekişleri, sizi mühendisliğie yöneltmesin. Dayınız, halanız,
1 Yavrum, …………luk günümüzün en saygın mesleğidir.
diyorsa , aldanmayınız.
Siz, siz olarak seçiminizi yapınız. Evlilik gibidir meslek seçimi. Frekanslar tutmayınca boşanmak nasıl kaçınılmaz
oluyorsa, evlilikte, meslek yaşamında da öyle. Sevmediği mesleği yapmak zorunda kalan insan mutsuzdur, umutsuzdur, karamsardır. Sürekli karamsarlık, sürekli uyumsuzluk demektir. Çevre ile çatışma demektir. Yaşamdan zevk alamaz böyle insanlar.
Dedik ya; mesleği siz, sizin için seçiniz. Bu seçimi yapabilmek için de önce kendinizi, sonra meslekleri iyi tanınmanız gerekir.
“Sabahın alacakaranlığından gecenin zifiri karanlığına değin çalışayım ama, ne olur bana aynı işi yaptırmayınız.” diyen insanın anlayışını yorumlayınız. Ya da bu anlayışın tam tersini…
Bir memuremiz vardı yıllar önce. Emine Hanım… Çalıkuşu’nun biraz etlicesi.
Yapamıyorum Hocam. Büro memureliği bana göre değil. Mutsuzum, karamsarım derken, bir türlü duramıyordu durduğu yerde. Cıvıl cıvıldı. Kimya öğretmeni olabildiği için gülüyor … gülüyor şimdi.
Meslek seçimi çok önemli, çoook!
Bize henüz “Geçmiş olsun.” değil diyenleri duyuyoruz. Yani sınavı iyi geçmeyenleri. Hoş, iyi geçseydi ne olacaktı ki? Sınava giren öğrenci sayısı belli, üniversitelere alınacak öğrenci sayısı belli… Giremeyecek olanların başarısız sayılmalarının ölçütü ne denli mantıklı?
Sınavı iyi geçmeyenler artık Halide Edip’i, Yaşar Kemal’i, Sait Faik’i, Dağlarca’yı, Halikarnas Balıkçısı’nı… okumanın ne denli gerekli olduğunu anlamışlardır. Adları, önadları, belirteçleri, ilgeçleri… kullanma becerisini kazanmak için, onları iyi bellemek gerektiğine inanmışlardır. Çalışmalrı bu yönde olacaktır artık.
Bilenle bilmeyenin bir olmadığını dillendirmek yetmez.
Bu yargıya içtenlikle inanıp, bu inanmışlık doğrultusunda hazırlanmak gerekir.
Girebilecek olanlara tebrikler ve yeniden,
Geçmiş olsun…
Giremeyecek olanlara, verimli çalışmalar.
Annelere-babalara;
“At bir kez aksamayla, boynu vurulmaz.” Baskıdan, aşağılamaktan uzak durunuz…