KAHVENİN TUZU By: Kenan Kalaycıoğlu Date: May 18, 2010, 09:31:27 AM
KAHVENİN TUZU
“İlke”leri olan bir insan mısınız siz? Soruyu yanlış sorduğumuzu da düşünebilirsiniz elbette. Siz, “ilke”lerinizle donatılmış durumdasınız da, durumunuzu bilemiyor olabiliriz. Bağışlayınız.
İlkeli insanları sever misiniz?...
“Dediğim dedik, çaldığım düdük…” türünden insanlar değil bizim konumuz. “İlkeli insan”dan söz etmek istiyoruz.
Kimi düşüncelerini, mutluluğunun bile önünde tutan, insan gibi insanlardan söz etmek istiyoruz.
Anlatı, Bütün Dünya’dan.
Yalnızca Atatürk’ün partisi, İsmet Paşa’nın partisi gelirdi aklına, “parti” sözcüğü söylendiğinde. Başka partiler de vardı oysa…
İlk kez bir partide görmüştü kızı delikanlı. Beğendi, çok beğendi kızı. Birlikte kahve içmeyi önerdi kıza delikanlı. Genç kız da pek düşünmeden olumlu yanıt verdi delikanlının birlikte kahve içme önerisine.
Delikanlı heyecanlıydı ama. Gittikçe de yükseliyordu heyecanı. Yanlarına gelen garsona,
-Bana biraz tuz getirir misiniz… Kahveme koymak için… dedi delikanlı.
Genç kız şaşırmıştı. Duyguları karmakarışık olmuştu duydukları karşısında.
-Garip bir damak zevkiniz var… Şeker yerine tuz. dedi genç kız.
Delikanlı anlattı:
Deniz kıyısında geçti çocukluğum. Deniz suyundaki tuzun tadı, damağımdan hiç eksilmedi. O tuzluluğu ne zaman duyumlasam, mutlu ailemi anıyorum. dedi delikanlı.
Genç kız,delikanlının düşüncesindeki duruşundan çok etkilendi. Buluşmalarını sürdürdüler. Sonunda evlendiler ve mutlu bir yaşam yaşadılar.
Canları ne zaman kahve içmek istediyse, bir kaşık da tuz koydu kocasının kahvesine kadın…
Böyle, kırk mutlu yıl yaşadılar ve kırk yılın sonunda yaşama da karıcığına da veda etti erkek.
Üzerinde, “Ölümümden sonra aç…” yazılı bir zarf bıraktı eşine, ölen adam. Mektup da açıldı, güzel yaşanan kırk yılın sonunda.
“Sevgilim, lütfen beni bağışla! Sana yaşamımda ilk kez yalan söyledim. Kahveme koyduğum tuz… konusunda. Buluştuğumuz ilk gün öyle heyecanlandım ki; şeker yerine, tuz sözü çıktı ağzımdan sonradan öylesine utandım, öylesine utandım ki, değiştiremedim. Şimdi ölüyorum… Korkmam için de artık bir neden yok.”
Karısına karşı “yalancı, ilkesiz” çıkmamak için, yaşamı boyunca kahveyi tuz ile içmek…
Benim, sigarayı bırakabilmek için kullandığım “ilke”m gibi…
“Ben, tuzlu kahve sevmem. Seni tanıdığımdan beri kahveyi bu rezillikle içtim.(Ama) seninle olmanın mutluluğunu ben bu tuzlu kahveye borçluyum..Dünyaya bir daha gelsem, bütün yaşamımı seninle geçirmek isterim. Bir yaşam boyu yine tuzlu kahve içmek zorunda kalsam bile…”
Kadının göz yaşları, ölen kocasından gelen ve “Ölümümden sonra aç…” adresli mektubu ıslattı…
Günlerden bir gün arkadaşları ile kahve içerken,
- Tuzlu kahve nasıl bir şeydir?... diye soran birisine kadın, nemli gözlerle bakıp,
- Çok tatlı!... Çok tatlı!... dedi.
Ya siz, kendisine bir erkeği yaşamı boyunca eş olarak seçmiş hanımlar… Bir kadını kendisine yaşamı boyunca eş olarak seçmiş erkekler, ya siz… Sizin de öncelikleriniz var mı kendinize “ilke” olarak benimsediğiniz!... Mutluluğunuzun önüne koymakla mutlu olduğunuz değerleriniz var mı sizin de?...
Dokunmayınız!... Yeşersin ilkeleriniz!...