Arşiv Anasayfa "S" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
SAMSUN'A DOĞRU YALAN By: Kenan Kalaycıoğlu Date: May 21, 2010, 09:55:26 AM
      Evrenin en anlı-şanlı yalancıları hangi toplumda yaşamıştır, ya da yaşamın akışına en keskin zigzagları yaptıran uydurukçular hangi ülkede yaşamaktadır, biz nerden bilelim… Adının başına “Araştırmacı” yazdıran yazar gazeteciler varsın araştırsınlar. İsterlerse, adının önünde akademik unvanı olanlarla da baş başa, kafa kafaya versinler. Bulsunlar işte!
       Anılar, tarih olaylarına ışık tutan belgelermiş… Doğru ama, ya Anı gibi yazılmamışsa anılar?... Ya, adam gibi değilse yazanlar?...
       Mayıs ayındayız. Mayıs ayındayız da şu yazdıklarımıza bakınız. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı günündeyiz ve şu sözünü ettiklerimize bakınız.
        Geçelim… Konumuza geçelim…
         Bize de öyle anlatmışlardı.Atatürk Samsun’a nasıl gitti bilir misiniz?... Şöyle… şöyle… Hayııııır! O’nu(Mustafa Kemal’i) Samsun’a Sultan Vahdettin gönderdi…
       -Git vatanı kurtar!... diye…
         Hay yalan!... Hay insanlık!...
         Bu yalanın “tez”i ve “Vahdettin Hain Değildir(!) Tezi, 1929 yılında ortaya atılmıştır.”Mevlanzâde Rıfat, 1929 yılında Halep’te basılan ve 1933 yılında Türkiye’de yayımlanan Türkiye İnkılabı’nın içyüzü adlı kitabında, Vahdettin’in Mustafa Kemal’e verdiği –sözüm ona- bir fermana dayandırmıştır. Ancak şimdiye değin böyle bir fermana rastlanmamıştır…(Alıntı, Bütün Dünya’dan)
         Bize de böyle anlatılmıştı yıllar yılı. Anlatanların sürekli üstelemesi olmasaydı, kim bilir, ikilem içinde kalacaktık. Belki de üstelemeler, araştırmaya soruşturmaya yöneltti bizi. Doğruları bulmaya, yalancıları tanımaya yöneltti bizi…
       “Mevlanzâde Rıfat, daha Atatürk Samsun’a çıkmadan önce, 24 Mart 1919da  Hukuk-i Beşler adlı gazetede, I.Dünya Savaşı’na katılan komutanlara İttihatçılar’ın vagon vagon altın dağıttıklarını ileri sürmüş ve komutanlara,
        Büyük alçaklar… Haydut başları… diye hakaret etmiştir.
        Atatürk, yalanı cılız da olsa günümüzde bile sürdürülen Mevlanzâde Rıfat’ı Harbiye Nezareti’ne dilekçe ile bildirerek, cezalandırılmasını istemiştir.”
        Atatürk, Mevlanzâde Rıfat’ın onurlu Türk komutanlara hakaret ermesine çok bozulmuştur.
        Yalan, ilkel olmaktan kurtulabilmiş, sosyal olmayı becerebilmiş her insan için çirkindir… kötüdür… ahlak dışıdır… İnsanların kimilerince kullanılıyor olsa bile.
        “Mevlanzâde Rıfat, Atatürk düşmanıdır. Sultan Vahdettin ile de arası pek iyidir. Sultan Vahdettin Türkiye’den kaçtıktan sonra San Remo’ya gitmişti. Kaçak Sultan Vahdettin’in San Remo’daki ziyaretçi kesimindendir Mevlanzâde Rıfat
        Mevlanzâde Rıfat San Remo’ya ilk kez 1922 yılında bir Yunan albayla birlikte gitmiş. Vahdettin’e Ankara’ya karşı Yunanistan ile anlaşma teklif etmiştir. Bu görüşmede Sultan Vahdettin, Mevlanzâde Rıfat’a para (bile) vermiştir.”
       Biz, Çerkez Ethem Olayı’nı mı anlatıyoruz yoksa… Ne benzerlik… Ne özdeşlik…
       Türk’ün, Türk’e karşı düşmanla işbirliği yapması ve Türkler tarafından alkışlanması… Aman Allah’ım !...
      Yaşamı boyunca aynı türden yalanlar türetmiş olanlar bile dillerinden hiç mi hiç düşürmemişlerdir,
     “Tarih tekerrürden (tekrarlamalardan)ibarettir.”sözünü
Dün öyle idi, günde de öyle, yarın da öyle olacak.
       Atatürkçü Düşünce’yi Atatürk döneminde bile benimsememiş ama, sesini de çıkaramamış olanlar için bir kaynak kitap olmuştur Mevlanzâde Rıfat’ın Türkiye İnkılabı’nın İçyüzü adlı kitabı. Vahdettin’i, Kurtuluş Savaşı kahramanı (!) ilan ettiği kitabı.
       Kaynak… Atatürk’ün düşman çizmesinden kurtardığı Anadolu toprağındaki saf, pırıl pırıl su kaynağı değil bu kaynak… Yalanın kaynağı… Kimler, kimler içmemiş ki o kaynaktan… Atatürk’ün nimetlerinden her fırsatta yararlanan…