Arşiv Anasayfa "Y" Harfi İle Başlayan Yazılar
Sayfalar: 1
YAFTASI YOK By: Kenan Kalaycıoğlu Date: May 25, 2010, 04:16:29 PM
Yaftası yok ki insanın… Boynunda asılı yaftası yok ki insanın…
   Biz bizi biliriz de, bizi bilmeyenler şimdi sanırlar ki bir yaftamız yoktur yakamızda da onun ezikliği altında konuşur dururuz.
   Yok canım! O açıdan bakar olsaydık yafta konusunda onca yıllar boyunca Kadeş Savaşı, Frigyalılar, Karaçaylar… ezberleteceğimize belleğimize, birkaç “tamim” maddesi ezberlerdik. Adımızı da, yaftamızı – unvanımızı da yazdırırdık makam kapımızın üstüne…
   Yaftası yok insanın…
   Trabzon’da fırın işini “fırıncı”ların yaptığı, fındıkçıların değil, ekmekçilerin yaptığı dönemleri yaşayanlar anlatırlar. Fırında göreve yeni başlayan çocuk yaştaki fırıncı yamağına ustası,
           -Git, Moloz’da   Rüştü’nün fırınında Kâzım ustaya benim için söyle. Biraz davul tozu versin sana. Dökmeden getir ama… Ha! Biraz da minare gölgesi al gel…
   Böylesi bir yaşamın yaşandığı dönemde görülmüş en son örnekleri. Yaftalı insanın canım!... İnsanı, boğazında yafta ile dolaştırmanın örnekleri…
   Suçunu ve suçunun karşılığı olan cezasını yazan bir yafta biçiminde asarlarmış boynuna suçlunun. Ders alsın diye görenler… Görenlere ibret olsun diye…
   Demek ki önemli bir konu bu yafta konusu. Mühim, çok mühim bir konu. Yakası kravatlı kimi yaratıkların bile ilköğretim çocuklarına tecavüzleri duyuldukça, yayıldıkça toplumda, söylenen yurttaşlar var.
          -Asacaksın bunları!...
          -Boğazında yaftayla gezdirip, bunları dilim dilim dileceksin!...
           -Hadım edeceksin bunları!...
   Ayıp olanları saklı kalsın söylediklerinin. Biz söylemeyelim onları. E, kurumsal suçlu sayılırız diye söyleyemiyoruz ama, hani hakları yok mu bunları söyleyenlerin…
   Yok, yok! Yaftası yok ki insanın, bilesin ne menem bir yaratık olduğunu…
   Trafiğe kapatılsın – kapatılmasın tartışması yıllarca süren Uzunsokak’ında yürüyorsunuz kentinizin. Ayağını göğsünüze basacak karşınızdan gelen. Sizi çiğnemeye kararlı belli ki. E, yaftası yok ki yakasında bilesin ebleh midir, debil midir, embesil midir…
   Dedelerinin “kıraathane” olarak kurduğu ama kendisinin “kahvehane” olarak kullandığı izbe yerde az önce temizlikten, namustan konuşuyorlardı. Ama şimdi, boynunda yaftası olmadan çıktığı sokağa tükürüyor, kendisinden de çevresinde onu görenlerden de utanmadan. U-tan-ma-dan… Utanmak… Yıldızlar yolunca uzak ona… Anasının sözünü ettiği tuvaletin deliğinden de daha pis, karşıdan gelen genç kıza ağzından çıkan sözleri…
   Bu yafta işi önemli bir iş…
           “Benim dolmuşçu esnafım durak dışında durmaz, korna da çalmaz…” diyen başkanına inat olsun diye midir bu dit – tiri dit – tiri… sesleri. Kim bilir. Yaftası yok ki boynunda, okuyup da bilesin. Kendisine çalınsa öylesi bir korna, furur oni Allah gorisın!...
          “Ya gözler altındaki mor halkalar…”
   Eğri eğriliğini bilecek doğru doğruluğunu. Kanını emip de beslenip semirmek için “insan gibi” saydı ya birileri onu… Kendini insan sanıyor ilk kez o günden beri garibim. İlk kez o günden beri. Varıp sorsa bir bilene, insan olmanın ilk ve temel koşulu nedir diye… Ellerini belinin altında kavuşturarak yürüyüşünü gösterecek…