|
Kenan Kalaycıoğlu
|
 |
« : Nisan 28, 2010, 08:00:38 ÖÖ » |
|
BEYDEBA’NIN KARGASI
Edebiyat sanatında işlevi çok yüksek olan bir türdür Fabl.Çoğunlukla şiir biçimindedir.Havanlar, bitkileri,cansız varlıkları konuşturarak,insanlara “ders” vermeyi amaçlar. La Fontaine, Aisopos, Beydeba bu türün en ünlü kalemleridir.Bizden de İbrahim Şinasi Efendi, Şeyhi…bu türde örnekler vermişlerdir. Şimdi Beydeba’nın Kelile ve Dimne’sinden bir örnek.Herkes payına düşeni (Pardon,dersini) alsın diye. Karganın biri, güzel mi güzel bir keklik görmüş. Duruşu, bakışı,yürüyüşü, yanık yanık ötüşü büyülemiş de büyülemiş kara kargayı.Kekliğe öykünmüş(taklit etmiş) durmuş kara karga.Karganın, kendisine benzemesi için sürekli olarak kekliği izlemesi, canından bezdirmiş güzel kekliği.Sormuş: -Ey kara tüylü kara karga! Benden ne istersin ki arkamdan ayrılmıyorsun uzun zamandır? -Seni çok beğeniyorum sultanım!Senin gibi olmaya çalışıyorum.İnsan iyi davranışlara öykünürse, kendi kusurlarını giderebilirmiş…diye yanıtlamış kekliği kara karga. -Hadi ordan be budala!Kendisinde yetenek yoksa, ne denli öykünürse öykünsün insan, iyiye doğru değişemez…diyerek kara karga ile alay etmiş keklik. Keklik, kara kargayı küçümsemesinde haklı idi.Haklı idi çünkü, yaşamının onca yılını kekliğe öykünme ile geçirmiş ama, hiç mi hiç benzeyememişti kekliğe.Üstelik, maskarası da olmuştu toplumunun. Beydeba diyor ki anlatısının bu bölümünde: İbrani Derviş bu öykü ile istekli konuğuna doğru yolu göstermeye çalıştı ama, yaralı olamadı.Derse başlamışlar sonunda.Keklik gibi beğenilme dersine… Başlamışlar ama; İbranice’yi öğrenemediği gibi, bildiği dili de unutmuş kara karga.Kızmış kendi kendine.Pişman olmuş… Beydeba da bilmez, kara karga, keklik ve daha bilmem kimler de bilmez bizim Şeyhi’yi.Şu, Harname (Eşekname) nin yazarı olan şair Şeyhi’yi…Şeyhi de “Boynuz umarken, kulaklarından bile olan eşek” in yürek yakan öyküsünü anlatır.Siz, bir ilgi bir ilişki kurar mısınız insanla eşek arasında, bilemeyiz… Kara kara karakarganın öyküsünden sonra Bilge Beydeba demiş ki Debşelem Şah’a: -Padişah’ım! İnsan yeteneklerinin üstündeki şeyleri isterse, kendininkilerden de yoksun kalır. Büyükler,padişahlar kullanacakları kişilere(amirlere, memurlara) yeteneklerine göre işler vermeli…(Adama göre iş değil, işe göre adam…) Herkesin her istediğini yapacağım diye, ulusun ve devletin işlerini beceriksiz insanların eline bırakmamalı… Demiştik ya, önemli bir tür şu Fabl türü.Gizemli bir tür.Neleri neleri gizlemiş de içeriğine, anlatıp anlatıp duruyor insanlara.İnsanlara ders olsun diye… Alınız işte… İnsanlar hep “alıcı” olduktan sonra…Siz, siz kim bilir ne fabller biliyorsunuzdur.Biraz da siz anlatınız. Biribirinize…
|