Kenan Kalaycıoğlu Resmi Web Sitesi
Eylül 05, 2010, 06:38:13 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Kenan Kalaycıoğlu Resmi Web Sitesine Hoş Geldiniz...
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Reklamlar
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: KENDİNİ BİLMEK  (Okunma Sayısı 25 defa)
Kenan Kalaycıoğlu
VİP ÜYE
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 650



« : Nisan 29, 2010, 11:58:56 ÖÖ »

KENDİNİ    BİLMEK


            Öğretmenin işi yalnızca soru sormak değil elbette.
Sorduğu soruya doğru yanıt veremeyen minimini öğrenciye iğne batırmak da değil, yere yatırıp çiğnemek de değil.Bunları yapanları görüntüleyip, basına satmak da değil ama.
             Yapacağı iş, adında gizli öğretmenin.Yooo! Kişi olarak adında değil, meslek adında gizli.Öğretmen…Hem öğreten, hem de eğiten…
             Adınızca bildiklerinizi yinelediğimiz için lütfen bağışlayınız.
             Biz de öyle yaptık.Öğrencilere sorduğumuz soruyu, size de yönlendiriyoruz.
            “Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül  (…) ister, kahve bahane…” sözünde boş bırakılan yeri uygun biçimde doldurunuz.
              Sağ olsunlar, hiç biri boş bırakmamış ayraç içini.
Yüzlerce de olsaydı sınıftaki öğrenci sayısı, inanın gene de hepsi dolduracaktı soruda kendisine ayrılan ayıraç içini.
              Ama nasıl?...
              On yedi öğrenciden yalnızca biri “sohbet” yazabildi sözde boş bırakılan ayraç içine.
            “Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül sohbet ister, kahve bahane…”
              Uzatmayalım.
              Öğren(i)ciler, ana dillerini öğrenemiyorlar.
Radyo ve Televizyon Yayınlarında Türk Dilinin Kullanımı adlı yapıtında Ülkü Giray’ın dediği gibi:
              Türkçe, kan kaybediyor…
               Yıllardır “ben gibi, biz gibi” bir insan tipi yetiştirmeye çalıştıklarını dillerinden düşürmeyenler, “ben gibi” liği sağlayamadıkları gibi, var olan “ben”lerini de unutturdular gençlere.
                Dili kullanamamak, anlaşamamak demek…
                En yaygın, en belirgin, en çok kullanılan atasözünü bile kullanabilme becerisinden yoksun insanlar bitiyor bereketli topraklarımızdan.Dili kullanma becerisi şöyle dursun, duymamışlar bile, “Ağaç yaş iken eğilir.” atasözünü.
                 On yedi öğrenciden yalnızca birinin “sohbet” yazdığını söylemiştik, verilen sözde boş bırakılan ayraç içine.Ya diğerleri ? Hani, hiç kimse boş bırakmamıştı ya! Aşk…Yığın yığın aşk istiyormuş gönüller.Ya da yığınlarca gönüller, aşk istiyorlarmış.”Aşk” yazmışlar öğrenciler ayraç içine.
                 “İnsanlar bu dünyada ana dillerinin dünyayı kendilerine sunduğu biçimde yaşamaktadırlar…Bir ulusun dili ruhudur, ruhu da dilidir…” diyor W. Von Humboldt.Yoruma gerek var mı ?...
                   Dilimizi kullanmayı önemsemediğimiz için dilimizi de, kendimizi de bu durumlara düşürdük.Yazık ettik…
                   Geçmişte, İstanbul Türkçesi diye bir terimimiz vardı örnek gösterdiğimiz.Övünürdük de bu terimimizin anlamına uygunluğumuzla.Geçmişimizde kaldı yazık ki…
                   “İstanbul konuşması en saf, en ince bize…” diyen de yok artık, sözü edilen o Türkçe de…Yazık…
                   “Hangi sözlerle ninem gönlünü açmışsa bana,
                     Ben o sözlerle gönül vermedeyim sevgilime.
                     Sözlerim ninni kadar duygulu olmak yaraşır,
                  Bağlıdır çünkü dilim gönlüme, gönlüm dilime
Böyle diyor Ana Dili adlı şiirinde Faruk Nafız Çamlıbel.Nurlar içinde yatsın.
                  Ya deyimlerin kullanımı…
                  Yüzyıllar boyunca, “Balık baştan kokar…” diye kullandığımız sözümüz, “Balık kafadan kokar…” oldu artık.Gelişme diye de, açılım diye de buna derim ben…Hem, gelişmenin de, açılımın da köklüsü…Çok çok köklüsü…
                   Deyimler, geleneğini göreneğini yansıtır bir ulusun.İnancını, yaşam düşüncesini yansıtır.Deyimlerini bilemeyen, kullanamayan, kendine özgü bu özelliklerini de bilemiyor.Olumsuzlukların kaynağı da bu oluyor işte.
                   Çok sinirlenmek durumunu anlatabilmek için yüzyıllarca kullanılagelen “cinleri başına toplanmak” , evrile çevrile, “perileri başına toplanmak” oldu.E olsun  canım! Olsun da…Bir şeyler olsun da…
                   Oldu işte!...
                   Oluyor işte!...
                   Olanlar Türkçe’ye oluyor…Bize oluyor…
                   Biz kimiz şimdi ? Dil yönünden canım!...
                     
                                                                                       
                 
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arsiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.2 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.07 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu