|
Kenan Kalaycıoğlu
|
 |
« : Haziran 10, 2010, 09:56:58 ÖÖ » |
|
KİŞİLİK DERİN İŞ
Sosyal birikimi ile insan, yaşadığı/yetiştiği sosyal çevrenin ürünüdür elbette büyük ölçüde.İnsan, çevresinin ürünüdür kısa yoldan.İyi ama, neden” tastamam” değil de “büyük ölçüde” dir insanın sosyal çevresinin ürünü olduğu.Canım (fıtratın, naturanın yani ) yaradılışın da payı var elbette. Biz, sosyal çevrenin önemini vurguladık yukarıda sözünü ettiğimiz düşüncemizle.Fiziksel çevresinden söz ediyor olsaydık Ege’nin, Çukurova’nın, sütün sütün gibi bacaklarından da söz edecektik.Örneğin, Karadeniz’in parantez bacaklarından da.Doğal yapı biçimlendiriyor çünkü insanın biçimini, görünümünü. Bizim şimdiki sözümüz, insanın sosyal yapısı üzerine. Kişiliksizin birisidir o!... Bırakın o kişiliksizi!.. Kişiliği zayıftır onun!:. Çok kişilik sahibidir o!... Yooo!...Kişiliğine söz yok onun!... Uzatıp, sürdürebilirsiniz bunların benzerlerini. İnsanın kişiliği, düşünsel ve davranışsal özelliklerinin bir bütünüdür.Bir bütünlük gösterir çünkü insanın kişiliği. İnsan, sosyal bir çevreye açar gözlerini, doğumu ile birlikte.Kendi ailesi,geniş ailesi,sokağı,mahallesi/köyü sosyal çevresidir insanın.Bitmedi ama.Kasabası, ili, yöresi,ülkesi,sosyal çevresinin geniş alanıdır insanın. Dahası da var ya…Dünya…Diğer ülkeler…İnsan, bu çevre içerisinde biçimlenir durur kişiliği yönünden yıllar içinden.Yukarıdaki kişilikle ilgili sözlerden, görüşlerden uygun olanını yakıştırır, yapıştırır kendisine sosyal çevresi. Peki ama, toplum nasıl biçimlendirir insanın sosyal biçimini. Siz, yaşadığınız kentinizin Uzunsokak’ında o insan kalabalığında yürürken, elindeki beş parmağına beş de kalın matkap ucu takarak, burnunu beynine yukarı delmeye çalışan insan için ne düşünürsünüz..Kendisi de tanımdaki gibi olanlara sözümüz yok kesinlikle. Bu davranış, “davranış” yönü ile ilgilidir insan kişiliğinin. Bir örnek daha.Ya aynı kalabalıkta yürürken yolda durup da, belinin arka altını hatır-katır kaşıyan için ne düşünürsünüz… Karşısından gelmekte olan genç kızlar için diyor ki Uzunsokak’ta pelvan görünümlü delikanlı: -Onnar(onlar) gaçsın(kaçsın) canım!... İncelik göstererek birbirine yol vermek, henüz gelip de girmemiş daha kentimizin Uzunsokak yürüyüşü modasına…Uzunsokak yürüyenlerinin çoğunu henüz sarmamış daha bu, birbirine saygı ile yol vererek yürüme modası…Gelecek ama…Bu moda da gelecek ve bir daha değişmemek üzere yerleşip kalacak. Onlarca yıl sonra ama… Bunlar, kişilik özelliklerinin davranışsal yanı insanın.Görünen yanı.Örnek mi…Daha mı… Yaşam yıllarınızın her dakikasına bir örnek koysanız, bitiremezsiniz konu örneklerini.Sayamazsınız konu mankenlerinizi. Giyimi de edimi de kendine özgü.Yeni de , yeninin donu da tonu da kendine özgü.Bir durmuş ki Uzunsokak’ın orta yerinde, net mi net dinliyor konuştuklarını Ortahisar’da onu dinleyen.Sesi net canım. Telefonu (h)en pahalısından çünkü… Anjelina da olabilirdi pekala adı ama, Avrupa da Batı da olamadığı için o zamanlar bu hanımın dünyasında, Melek koymuştu melek kızının adını.Bir gerildi, bir dikildi ki Anjelina’nın(Pardon, Melek’in) öğretmenine dün. -Sen ne hakınan ”Yıkan!...” dersin benim melek gibi tertemiz gızıma!...Ha! Ne hakınan!... Bunlar, (olmayan) kişiliğin davranışsal özelliklerinden. Sunduk işte. Al canım gözüm, al da seyreyle… niyetine. Ya düşünsel yanı kişiliğin…Kişilik, insana özgü kişilik… Az “insan”… Çok “insan”… İnsan için işte kişilik… Yalan söylemeden duramıyor. Duramıyor işte. Çekiyor yerkürenin merkezi gibi onu, yalan söylemek. Ölen babasından kalan beş para ile kendisini Vehbi Koç gibi görmek de öyle… Öylesine inanıyor. Öylesine inanmışlıkla rahat ediyor, mutlu oluyor yüreği. Kişilik yapısının “düşünce” yönü böyle. “Dinimden vaz geçerim partimden asla!..” anlayışı da öyle. Kişilik özelliğinin düşünsel yanı işte. Öyle düşünüyor ve öyle düşündüğü için rahat edip, mutlanıyor. İnsan işte… Kişiliği öyle işte… Yoksa… Yoksa sizin mahallede, apartmanda yok mu böyle kişilikler… Televizyonların tam “Haberler” saatinde tüm apartmana / mahalleye gıy gıy gıy… lar dinletenler yok mu….
|